Peygamber Efendimiz'in yanına gelen bir grup bedevî, müslümanların küçük çocuklarını öptüklerini ve sevip okşadıklarını görünce, buna şaşarak:
Yoksa siz çocuklarınızı öpüyor musunuz? diye sormaktan kendileri- ni alamamışlardır. Bu soruyu soranın Uyeyne İbni Hısn veya Akra İbni Habis olduğuna işaret eden rivayetler vardır. Onlar, kendilerinin bunu hiçbir şekilde yapmadıklarını, yemin ederek belirtmişlerdir. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise bu davranışın, Allah'ın insanın kalbine, gönlüne koyduğu merhamet hissinin bir tezahürü, belirtisi olduğunu onlara hatırlat- mış, bunun aksini düşünüp yapanların kalbinden Allah'ın bu duyguyu çıkarıp almış olduğunu söylemiştir. Allah'ın aldığını kulların verme yetkisi ve gücünün olmadığını, peygamber de olsa bir beşerin buna muktedir olamayacağı gerçeğini kendilerine bildirmiştir. Bunun gerçekleşmesi için, insanın Allah'a yönelmesi, rahmet ve şefkat duygusuna sahip olmaya niyetlenme- si, buna uygun davranışlar sergilemesi gerekir. Peygamberimiz onlara bu hususları hatırlatmış olmaktadır.
Biz camilerimizi islamın kalelerini sahipsiz bıraktık.
Adamlar Papalarını getirip islam toprağında ayin yaptırdılar artık kim güçlü kim güçsüz anlıyoruz.
"Sakın zâlimlerin yaptığından Allah'ı gafil sanma! O, sadece onla- rı, gözlerin dehşetten donup kalacağı, bir noktaya dikilip bakacağı bir güne erteliyor" [İbrahim sûresi (14), 42
Birinin arazisine tecavüz ve malını gasbetmek en büyük zulümlerdendir. Her zulmün olduğu gibi, onun da kıyamet gününde cezası şiddetli ve çetindir. Peygamber Efendimiz, dünyada insanlar arasında yaygın olarak rastlanan hudut ve arazi tecavüzlerini ve bunun neticesinde ortaya çıkan pek çok kötülükleri, zulümleri, haksızlıkları, kan dökmeleri, kırgınlıkları, dargınlıkları uhrevî müeyyideleri hatırlatarak önlemeyi hedeflemiştir.