Ncan

Ncan
@Sadebirisii
Puan vermedi
Size harika bir kitap önerisiyle geldim! Yazarla tanışma kitabım olan ve altını çizmekten okuyamadığım bu harika eser hakkında biraz konuşmak, içeriğinden bahsetmek istiyorum. Klasik ve teorik kişisel gelişim kitaplarının aksine, bu kitap çok rahatlatıcı, akıcı ve hayatın içinden bir dile sahip. Bu yüzden sizi asla yormuyor ve sıkmıyor; aksine her sayfada, her satırda kendinizden bir şeyler bulmanızı sağlıyor. Hatta hayatın içinde kapıldığınız bazı girdaplardan sizi çekip çıkarıyor bile diyebilirim. Eğer zihninizde sürekli konuşan o olumsuz sesi susturmak ve bakış açınızı değiştirmek istiyorsanız, bu kitapla tanışmak için hala geç kalmış sayılmazsınız. Kitap tam bir başucu eseri niteliğinde. Okurken dikkatimi çeken en güzel noktalardan biri de yazarın sadece soyut tavsiyeler vermemesi oldu. Filozofların, bilim insanlarının ve ünlü isimlerin hayatlarından ilham verici kesitlerle yapılan örneklendirmeler, anlatımı hem çok zenginleştirmiş hem de okuyucuya güçlü bir destek sunmuş. Kitabın bu yanını ayrı bir sevdim! Eğer bir dostla kahve içip dertleşiyormuş gibi hissetmek istiyorsanız, aradığınız kitap kesinlikle bu.
1000Kitap
Zihnini Yeniden YapılandırVolkan Erkan · Destek Yayınları · 2024168 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·100 syf.··
2026 1. kitabı
Açlık, sefalet, umutsuzluk, yoksulluk, kimsesizlik ve imkânsızlığın yeridir 72. Koğuş. Ahmet Kaptan kendi hâlinde bir adamken, bir gün anasından bir para geldiğini müjdeledi Kaya Ali. Anası 150 lira göndermişti. Koğuştakileri de bir sevinç aldı; o zamanın 150 lirasıyla neler alınır, neler yapılırdı: döşek, yastık, yorgan, karınlarını doyurmaya yemek ve kap kacak. Kaptan, ilk önce kendine bir döşek aldırttı; ee, koğuşun ağası olmuştu artık, herkes pervaneydi etrafında. Sonra da âdem babalara güzel bir ziyafet verdi. Böyle günler geçerken Kaptan’ın aklına girerler oturur kumar masasına. Şans bu ya, parası katlanır; ikiye, üçe… Koğuş hep bir bayram havası olur, çünkü koğuştaki çoğu eşyayı satmışlardır. Kaptan bir gün hem sevdaya hem de büyük bir oyuna gelir. Bu oyun da, bu sevda da onun sonu olur.
1000Kitap
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2025 32. kitabı
Şermin Yaşar’dan yine sıcacık, içten ve çok tanıdık bir hikâye… Kısa sürede okunuyor ama bıraktığı his uzun süre kalıyor. Günlük hayatın içinden, bazen gülümseten bazen durup düşündüren satırlar var. Sade diliyle kalbe dokunuyor, çocukluğa ve insani duygulara küçük bir yolculuk yaptırıyor. Yormayan ama hissettiren kitaplardan seveni çok o
Duygu ve Düşünce
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2025 30. kitabı
Zülfü Livaneli ile tanışma kitabım oldu: Kardeşimin Hikayesi. Roman, bir cinayet soruşturması için köye gelen genç bir gazeteci ile emekli mühendis Ahmet Arslan’ın sohbetiyle başlıyor. İlk başta sadece polisiye bir hikâye okuyacağınızı sanıyorsunuz, hatta “katil kardeşi mi acaba?” diye düşünüyorsunuz… Ama yanılıyorsunuz! Çünkü sayfalar ilerledikçe aşk, kardeşlik, yalnızlık ve hayatın anlamına dair derin sorgulamalarla karşılaşıyorsunuz. Finalinde ise sizi bambaşka bir son bekliyor diyebilirim. Eğer polisiye tadında başlayıp felsefi derinlikle biten kitapları seviyorsanız, Kardeşimin Hikayesi kesinlikle okunmalı!
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2024126,4bin okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2025 29. kitabı
Nazan Bekiroğlu – Nar Ağacı Başta bana biraz ağır ve sıkıcı gelse de sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine çekildim. Her fotoğrafın, beni zamanda yolculuğa çıkarıp farklı şehirlerin ve ülkelerin atmosferine götürmesi inanılmaz heyecan vericiydi. Okudukça gerçekten bir “Doğu masalı”nın içindeymişim gibi hissettim. Dedesini çok az tanıyıp onun asıl hikâyesini öğrenmeye çalışan bir torunun yolculuğu beni çok etkiledi. Onun geçtiği yollardan geçmesi, hem geçmişte hem de şimdide bulunması… Bu kurgunun içine öyle çekildim ki bir an kendime sordum: Acaba benim köklerim neler yaşadı, hangi zorluklarla karşılaştı, nelere şahitlik etti? Keşke ben de bir fotoğrafa bakıp kendi köklerimin zamanına gidebilseydim. Kitap boyunca bazı karakterlere içimden konuştuğumu fark ettim. Mesela o güzel yürekli tacire: “Keşke ilk aşkında biraz daha cesaretli olsaydın,” dedim. Ama sonra anladım ki cesaret tek başına yeterli değilmiş; gönül sende değilse, zaten olmuyormuş. Sofya’nın ise Azam’ın yerine konulduğunu hissetmesine rağmen, “Yine de beni sevmeni beklerim,” demesi kalbime dokundu. Zehra’nın yaşadığı yorgunlukların ve kötü tecrübelerin ardından Settarhan’ın gelişiyle başlayan yeni yolculuk ise bana “her şey bir sebeple olur” dedirtti. Ne çok yollar, ne çok acılar geçmiş onların kavuşmasının önüne… Ve bütün bunları yaşarken birbirlerinden habersiz olmaları beni en çok etkileyen, hatta gözlerimden yaşlar akıtan kısım oldu.
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma