Kitabın ilk sayfasında bir hayranın mektubu yer almakta, kitabın konusunun neden hurafelerden ve cinlerden oluştuğunun açıklaması niteliğinde bu mektuba bir de yazarın cevabı var...
Buraya kadar her şey çok naif bir alçakgönüllülük abidesiydi..
Sokağı edebiyata taşıyan yazar lakabına nail olmak elbette kolay değildir, yazar bu kitabında da bunun hakkını sonuna kadar veriyor ..
Can yayınlarının baskısı ile 168 sayfa olan eser büyük ihtimalle osmanlıca Türkçesinin çevirilme zorluğundan olsa gerek aşırı uzatmalı betimlemeleri vardı. Arapça ve farsça yazılan tamlamalar Türkçe karşılıklarını bulurken uzatılmış bir de yazarın , heyecanı doruklara çıkarmalıyım düşüncesi de eklenince, bitirmek biraz işkenceye dönüştü.
Elbette zamanında ve günümüzde hem yazarlar hem de halk tarafından gereken değeri ve takdiri kazanmış bir yazarın kaleme söz söylemek bana düşmez. Günün şartlarıyla değerlendirirsek Nahid Sırrı'nın da dediği gibi "...Garb lisanıyla yazılsaydı mühim bir servet kazanırdı." bu eser.
"Namuslu Kokotlar" eserindeki etkileyici havayı bu romanda hissedemememden kaynaklı bir hayal kırıklığı benimki sadece ...
Ruhu şad olsun, kalemi var olsun.
"Her halini anlatan, değersizleşir.
Herkese güvenen, yolda kalır.
Her sırrını açığa vuran, yalnızlaşır.
Her meziyetini ortaya döken, tükenir. Her bildiğini söyleyen, cahil kabul edilir."
Farabi