... insan, davranışlarının sonuçlarını hesaplayan, mantıklı bir yaratık değildi. Kendini ne kadar geliştirirse geliştirsin bir duygu yumağından ibaretti.
Kaçacak bir yer yok. Dünyanın her yerinde aynı dümen dönüyor. Çünkü insanın düşünce biçimi böyle! Konuştuğu dile bile yansımış! Mesela, Türkçede sadaka diye bir kelime var. Ve bu kelime, yine Türkçedeki başka bir kelimeyle aynı kökene sahip. O kelime de sadakat. Duşünebiliyor musun? Sadakayla sadakatin kökeni aynı. Niye sence? Çünkü birilerinin sana sadık kalmasını istiyorsan onlara sadaka vereceksin! Ama tabii bunun için de ilk yapman gereken şey, insanları sadakaya muhtaç hale getirmek!
Özgürlük heykelinin altinda bile ne yazıyor, biliyor musun? Bana yorgun olanları, yoksul olanları ver, diye başlayan bir şiir... Ama daha doğru dürüst bir sosyal güvenlik sistemleri bile yok! Çünkü Amerika, dev bir dolandırıcılık numarası gibi! Sen bana yorgun olanı, yoksul olanı ver, ben de onların sırtından zengin olayım! Hikâye bu!
Türkiye'deki aile yapısı çocuk kalmış yetişkinler üretiyordu. Hatta çocuk kalmış yetişkinler, nüfusun çoğunluğunu oluşturuyordu. Öyle olmasa Türkiye'de devlete baba, denir miydi?