Bir yeri iyi ya da kötü yapan içeride sürdürülen hayattan ziyade, orada sıkışıp sıkışmama hadisesidir bana kalırsa. İnsanın kendini içine hapsedilmiş hissettiği, dışarı çıkmakta güçlük çektiği her yer kötüdür. Burada söz edilen sevgi dolu insanlardan müteşekkil sıcacık bir yuva olsa bile. Ki bütün yuvaların sıcak olduğunu söylemek cehennemi; sevgi dolu olduğunu söylemek de şeytanı hafife olmak olur.
“Abicim, adam gittiği yerde ikinci sınıf insan, kendi köyünde ise kral. Hele geri döndüğünde, dünyayı görmüş bitirmiş ama sonunda gene kendi vatanını seçmiş mağrur bir kral. Dönmesin, döneceği yeri sevmesin de ne yapsın?”