Leyal Karaman

Bana kitap kurdu, boş hayaller kumkuması, hayatın cılız gölgesi gibi sıfatlar yakıştırılabilir. Şövalye romanları okuya okuya kendini şövalye sanan Don Kişot'a benzetebilirsiniz beni. Yalnız onunla bir fark var aramda: ben kendimi Don Kişot sanıyorum.
Sayfa 370·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam
Turgut, yemek örtüsüne yedi kere şarap döktü. Şarap lekesi de çıkmıyor biliyorsunuz. Ama zamanla soluklaşıyor, silinir gibi oluyor: hafıza gibi.
Sayfa 334·Kitabı okuyor
Alıntı
Karına anlatacağın bir sürü olay birikmiştir: içinde birtakım duygular gelişmiştir. Anlatmaya başlarsın. Birden, içinde bir duraklama duyarsın. "Şey" engel olur sana: söyleme onu, der. Her "şey"i anlatma. Belki sözlerinin arasında, farkında olmadan beni ele verirsin. Belki anlar: insan bu, bilinmez. Sen gene dikkat et; her “şey"i ayrıntılı anlatma o kadar. Bütün "şey" ayrıntılarda değil midir zaten? Ayrıntılarda ele vermez mi insan kendini? Başkalarına anlatamadıklarınla beslenir, varlığını sürdürür herhalde. Başkalarından saklandıklarınla gelişir. Fakat, her zaman güvenebilirsin ona. Yalnız kaldığın, yalnız ve çaresiz bırakıldığın zaman, karşındakine her şeyini verdiğini ve tükendiğini sandığın zaman (karşındaki her şeyini alıp kaçmışsa) hemen yardıma gelir: biraz daha dayan, merak etme ben yanındayım, der. Üzülme, der; her şeyini kaybetmedin: ben varım. Belli etme zayıflığını; bunu da atlatırız.
Sayfa 323·Kitabı okuyor
1000Kitap
Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Hem de doğada var olanlar arasında en rezilini.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı
"Başka bir ögüdün var mı?" diye sordu çocuk. "Ne kadar değerli olduğunu sana nasıl davranıldığıyla ölçme," dedi at. "Şunu hep hatırla - değerlisin, önemlisinin, seviliyorsun ve bu dünyaya başka kimsenin katamayacağı bir şey katıyorsun."
1000Kitap
Reklam