Farklı görüşlerden, fikir alışverişinden besleniyorum. Bunlar psikoloji, felsefe, din ve dil/kültür üzerine olursa değme keyfime...
İnsanları yargılamaktan ve düşman tutumlardan hoşlanmam.
Öfke. Nefret. Kendine acıma. İcerledigimiz şeyler. Hepsinin çıkarlarımıza uygun düşen küçük faydaları var, küçük tatminler. Böyle değilmiş gibi yapmayalim hiç. Acıya tutunmanin garip ve ilginç şekilde zevkli bir yanı var. İşlediğimiz suçlara karşılık acı çekerek cezamızın hafiflemesiyle ilgili bilinç dışı ihtiyacımızı karşıladığı kesin.
Yaşamsal krizin bir başka faydası da kişinin kendisiyle ilgili artan farkindaligidir. Durum çok ciddi olunca bütün oyalayıcı işlerimizi bırakmak zorunda kalırız, hayatımızı ciddi şekilde gözden geçiririz ve inançlarımızı, hedeflerimizi, değerlerimizi ve hayatımızın gittiği yönü yeniden değerlendiririz. Bu bir yeniden değerlendirme ve sucluluktan kurtulma sürecidir. İnsanın tutumunu tamamen değiştirmesi için de bir fırsattır.
Baskılanmış ve bastırılmış bu duygular kişinin katlanabilecegi düzeyi aşarsa zihin durup dururken bir "olay" yaratır ve kendini yıkıcı şekilde ortaya koyup yer değiştirir. Yani içinde baskılanmış çok fazla yas tutan bir insan hayatında bir sürü üzücü olay yaratır. Korku dolu olan bir insan ürkütücü deneyimler yaşar; öfkeli insan kendini insanı çileden çıkaracak olayların içinde bulur ve gururlu insan da sürekli asagilanmalarlar karşılaşır. İsa'nın da dediği gibi "Neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin" (Matta7:3) Bütün Büyük Ustalar bize içimizi işaret ediyor.