Elma kokusunu sever misiniz??
Siz hiç elma kokusuyla birlikte annenizle-yavrunuzla koyun koyuna sonsuz bir uykuya daldınız mı??
Ya da şöyle sorayım; siz hiç zehir zerkedilmiş elmanın kokusunu çektiniz mi içinize??
Hayır mı?
O halde size bir olay anlatayım..
16 Mart 1988 sabahı,elma kokusuyla uyandı Halepçeliler. Sevinçle mutfağa yöneldiler önce.Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar.Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor,hemen dışarı akın ettiler merak ve heyecanla.Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış.Hızlı hızlı yürümeye başladılar;kokunun kaynağını aramaya başladılar.Gittikçe şiddetlendi elma kokusu.Ama bir yandan da derilerinde bir yanma hissettiler sanki.Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler.Bu sefer daha hızlı…koşmaya başladı birçoğu.Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi.Koşuyorlardı;ama yanıyorlardı da.Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar.Yanma iyice artıyordu.Zamanla derilerinin morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla.Bir an önce suya ulaşmalılardı.Kendil erini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer,asit dolu bir havuza girmişler gibi.Artık ölmüşlerdi,ölümün nereden geldiğini anlayamadan.Yanarak ölmüşlerdi,üstelik ateşsiz ve dumansızdı bu yanma…çığlıklarla…bağırışlarla…çağırışlarla…Bir avuç kül oluvermişlerdi aniden,ne olduğunu anlayamadan…
“Saçlarım tutuştu önce
Gözlerim yandı,kavruldu
Bir avuç kül oluverdim
Külüm havaya savruldu.”
Kimyasal zehir öyle bir şeydir ki;vücudunuza temas ettiği anda yakar sizi,nefes almak için çırpınırsınız;alamaz sınız.Deriniz büzülüp çürür.Yavaş yavaş,acı çeke çeke ölürsünüz.Öyle ki başınıza silahvurularak öldürülmeyi buna tercih edebilirsiniz.
Bu zehir de elma kokuluydu.Güzel kokulu zehir…Zekice planlanmış bir