Merhaba , bugün size Yusuf Atılgan’la tanışma romanım olan “Aylak Adam”la geldim.
Kitap dört bölümden oluşuyor; Kış, ilk yaz, yaz ve güz. Kitapta çalışmadan zengin olan ve kendisini aylak diye tanıtan Bay C.’nin günlük yaşantısı anlatılıyor. Babadan kalma parayla gününü geçiren aylak adamımız Bay C.’nin çocukluğunda yaşadığı ve etkisinden çıkamadığı bir takım olayları nereye giderse gitsin bir türlü yakasından atamadığını ve yaşamını nasıl biçimlendirirdiğini görüyoruz. En çok da babasıyla arasında olan soğukluk, geçmişteki ilişkilerinin olumsuz izleri hayatının her bölümünde hissediliyor. Hatta babası öldükten sonra bile onda gördüğü davranışların psikolojik etkisi sürüyor. “Babam adamsa ben olmayacaktım” demesinden de ona nefret ettiği için başka birisi olmak istediğini anlıyoruz. Onu arayışa iten sebeplerden birisinin de bu baba figürü olduğunu düşünüyorum.
Babayla olan iç kavgaları bana Franz Kafka’yı, aylak adam karakterinin kendisi ise içsel arayışlarından sebep varoluşçuluk akımının öncüsü olan Albert Camus’un “Yabancı” kitabındaki Meuersault’ı anımsattı.
Aylak Adam psikolojik tahlilleri, iç monologları, günlükler, mektuplar vs gibi teknikleriyle, varoluşçuluk düşünce tarzıyla Türk edebiyatında çok önemli yeri olan bir roman. Hatta Oğuz Atay’ın kitapta geçen bir alıntıdan esinlenerek “Tutunamayanlar”ı yazdığı söyleniyor; “Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır”.
İlk bölümü beni fazlasıyla zorlamasına rağmen diğer üç bölüm çok akıcı olduğu için hemen bitirdim. Sıkılıp kitabı elimden bırakmadığım için mutluyum siz de okuyacaksanız aklınızda bulunsun yarım bırakmayın diye söylüyorum
Kitapla Kalın
“ Sustu. Konuşmak gereksizdi de. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu;