”Beyaz Geceler “
Bir kitap ismi ancak bu kadar havalı olabilir. Üstelik yazarı da Dostoyevski ise tadından yenmez
Öncelikle beyaz geceler denen romantik bu doğa olayından bahsetmek istedim. Mayıs ayının ortalarından, Temmuz ayının ortalarına kadar süren beyaz gecelerde güneş saat 03'te doğuyor ve 24.00'te batıyor. Güneş battıktan sonra, uzun zaman karanlık olmuyor. Yani yaklaşık iki ay boyunca hava kararmıyor. Sadece gece saat 01.30 ile 02.30 arasında havanın hafif karardığı görülüyor.
Beyaz Geceler olayının gerçekleştiği Rusyanın St. Petersburg şehri de her yıl o dönemde turistlere mesken olur.
Kitap da St. Petersburgda geçen 4 beyaz geceden oluşuyor.
Baş karakter kendine has , kendi dünyasında yaşayan ve kendini hayattan soyutlayan bir Hayalperest adam. Bir akşam üzeri yolda gördüğü Nastenka adlı bir kıza yardım eder ve sonraki beyaz gecelerde de buluşup konuşmak için anlaşırlar. İlk geceden itibaren Nastenka’ya aşık olan hayalperestin sevgisi karşılıksızdır. Çünkü Nastenka’nın gönlü başkasındadır. Romantik aşk gibi başlayıp yeşil çam filmi tadında biten bir konusu var ki geri kalanını anlatmak istemiyorum tadı kaçmasın. Çünkü sonu “ahhh yine mi kederrr ama artık yeterrr” oldu biraz.
Başından sonuna kadar şiir gibi akıcı bir dille yazılmış bu hikayeyi severek okudum.
Okurken de bizim bir “Beyaz geceler” diye bir Azerbaycan şArkısı aklımdan çıkmadı. Siz de dinleyebilirsiniz
”Yüce tanrım! Bütün o mutluluk anı… O an, bir insanın bütün ömrü için kafi gelmez mi?”
”Bakın işte Nastenka süzülüyor gözyaşlarım. Bırakın süzülsünler, kimseye bir zararı var mı? Nasıl olsa kurur.“
”Ah ne kadar zalimce, gaddarca davrandı! Tek satır bile yazmadı. Bir iki satırla beni sevmediğini, istemediğini bildirse olmaz mıydı? Üç gündür haber yok. Kendisini sevmekten başka günahı olmayan