Ali Emir ACAR

Ali Emir ACAR
@Safemanzz
Avukat
Lisans mezunu
İstanbul
57 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu lanet olası kibir
İğne iIe dağIarı kazarak yerinden kaIdırmak, gönüIIerden kibir ve gururu çıkartmaktan koIaydır. Ebu Haşim Sufi Bir insan ne kadar mütevazi ise o kadar yücedir. Ne kadar kibirIi ise, o kadar aIçaktır. AIi Etnirî Kendini beğenen beIayı buIur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı buIur ve rahmete erer. Bediüzzaman Tevazu resimdeki göIgeIer gibidir; daha güzeI ve daha derin gösterir. Bruyere
Reklam
Enerji kanununa göre bir cisim aktif bir şeyden enerji almadan harekete geçmez. Bu bilimsel gerçektir. Evren de başta yoğun ve çok küçük bir kütle halinde tamamen hareketsiz durmaktaydı. Sonra bunu harekete geçirmek için enerji kanununa uygun aktif ve büyük bir güç, enerji verebilmeliydi hareketliliğe yol açmak için. Hareketliliğe yol açmak içinse, aktif ve zaten hareket başlamadan ve hiçbir şey var olmadan var olan bir varlık mecburen var olmak zorundadır (Varlığının daha önce hiç yoklukla ilgisi olmamış bir varlık). Bu büyük aktif varlık mutlaka her şeyden fazla güce sahip bir varlık olmak zorunluluğuna haizdir. Bu varlık çoğu dinde farklı isimlerle anılsa da genel olarak; “Tanrı” olarak kabul edilmekte. Her şeyin mutlaka bir başlangıcı olmalıdır. Ancak eğer Tanrının da bir başlangıcı olsaydı yani eğer Tanrı da doğsaydı(haşa) onu ve ondan önce de diğerini yaratan bir tanrı olması gerekecekti ve bu döngü sonsuza kadar gidecekti ancak mutlaka başlangıcı(doğumu olmayan) ve sonu da olmayan mutlak bir yaratıcının varlığı zorunludur. Hiçbir şey kendiliğinden ve rastgele var olma kudretine sahip değildir. Son olarak söylenebilir ki, bir boeing 777 uçağının tüm parçalarının kendiliğinden birleşip harika bir boeing 777 uçağı meydana gelme olasılığı yüzde 0’a yakındır. Ve insan mantığına tamamen aykırıdır.
Felsefe
Kader
Kaderde yazılıysa herşey niye yaşıyoruz? Direk gidelim nereye gidiyorsak. : Kaderde herşey yazılı Allah önceden biliyor ne yapacağımızı ama bizleri sınamak istediği için dünyaya yolladı. Yani Allah bizim ne yapacağımızı biliyor ve bu zaten olması gereken bir şeydir ama bizim irademize hiçbir şekilde müdahale etmiyor bize karışmıyor biz kendimiz seçiyoruz doğru ya da yanlışı. İşte olay bu Allah gaybı bilir ama kulunun iradesine hiçbir şekilde karışmaz serbest bırakır. İrademiz üzerinde hakimiyeti olsaydı ve bizi yönlendirseydi imtihan diye bir şey olmazdı zaten. Yani gerçek anlamda hakkımızda yazılı olan şeyler başımıza gelecek olaylar, yaşayacağımız çevre, karnından çıkacağımız anne, annemizin karnından çıkacağı karın ve her şey belli bir nedensellik bağlantısı içerisinde gelişmek durumundadır. Bunlar tamamen yazgıyla alakalıdır ve bizim bilincimiz dışında meydana gelen şeylerdir. Örneğin; insanların cinsel dürtülere sahip olmaları kaderle bağlantılıdır. Bu cinsel dürtüyü yok edemezsiniz. Etmeye çalışsanız bile bu kendinize zulüm olacaktır. Yani düzenli bir sistemin varlığı her halükarda zorunludur. Bir nedensellik bağlantısı olmadan hiçbir şey kendiliğinden ne var olabilir ne de varlığını sürdürebilir! Yazgı kavramı diye bir şey olmasının zaruriyeti ise bir düzenin varlığının gerekliğine dayanır. Çünkü basit bir mantıkla düşünüldüğünde plansız bir işin karman çorman olması ve zararların meydana gelmesi kaçınılmazdır. Yazgı kavramını daha detaylı açıklayıp somutlaştırırsam: Kader kavramı iki unsura haiz: “İrademize bağlı olan kader İrademize bağlı olmayan kader” İrademize bağlı olan kader tamamen olmasa da belli seçimler yapmamızı sağlıyor hayatımız hakkında. Bu iradeyle her şeyi değiştiremesek de kendimizde ve çevremizde bir çok etkili değişimlerde
Felsefe
Lüks, zenginlik, dış görünüş, güzellik ve bunun gibi tüm maddi(görünen alana ilişkin şeyler) aldatmacadan ibaret. Güzel olan ise: maneviyat zenginliği. Bir insan ya maddi(görünen şeyler, saçmalıklar) şeylere değer verir ya da manevi zenginliğe. Ama pek tabi olarak ikisine de değer vermek gerçek durumu yansıtmakta. İkisine değer verenler için ise; terazilerinin bir yanında maddi şeyler(görünen şeyler) ve diğer tarafında ise manevi şeyler yer alır. Eğer terazinin maddi(görünen) şeyler kefesi ağır basıyorsa, o insan için maddi tatmin manevi tatminden daha üstündür. Manevi şeyler kefesi ağır basıyorsa eğer, o insan için de manevi tatmin maddi tatminden daha değerlidir. Mesele ise terazinin maneviyat kefesini ağırlaştırmaktan ibaret olmalı bence... Çok yoksul da olabilir bir insan, durumu çok iyi de. Ama maneviyatı sağlamsa kanaatkar da bir insan olur, onurlu yaşamak onun için her şeyden daha önemli bir hal alır. Çünkü onur da manevi şeylere ilişkindir. filozofların hiçbir zaman maddi kaygıları olmamıştır, çünkü onlar için manevi tatmin her şeyden daha üstündü. Sağlam maneviyata sahip olmak ise parayla değildir. Bedavadır. Sürekli vicdan muhasebesi yapmak bile yeterlidir bunun için. Fikrimi soran olmadı ama ben kendi düşüncemi merak edene açıklarsam; Benim için dünyada büyüsüne kapılacağım hiçbir şey yok. Çünkü maddi alandan feci bir biçimde uzaklaşmaya başladım. Manevi şeyler daha cezbedici ve tatmin edici bana göre. Derin düşünce yapısına sahip, maneviyatı zengin bir insanla muhabbet etmek benim için çoğu maddi saçmalıktan daha tatmin edici. Sadece muhabbet etmek... Çünkü ilişki yaşamak maddi alana dahil olur genelde. O yüzden ilişki yaşamak bile umrumda değildir. Bir insanın bana manevi tatmin sağlaması benim için daha değerlidir.
Belki karşı taraf bir reaktördür. Onu muhakeme delisine dönüştüren bir reaktör... Ama reaktör oluşuyla memnuniyetsizdir. Çünkü bir muhakeme manyağını durdurmak elbette zor ve katlanılmaz olabilir...