Romantik kişilik, entelektüalizmden kaynaklanan güvensizliğin etkisindedir, bu da ҫoğu kez hayal kurma denilen ahlaksız tutuma yol aҫar. Sanılanın aksine, hayal kurma entelektüel bir süreç değil, entelektüalizmden kaçış biçimidir.
Öyle alışkın, öyle usta olanlarını gördüm ki, her istediklerini eksiksiz anlatabiliyorlar. Aşıklar yalnız gözleriyle neler söylerler birbirine: Bozuşur, barışır, yalvarışır, anlaşır, söyleşirler gözleriyle.
İnsan yalnız sözle insandır ve yalnız sözle bağlanırız birbirimize.
-Başkaları için yaşamayan kendi için de yaşayamaz:
Kendine dost olan
Bilin ki herkese de dosttur.
Ama baş görevimiz kendimizi gereğince yönetmektir onun için dünyadayız. Kendisi iyi yaşamasını unutan ve başkalarını iyi yaşamaya zorlamak, alıştırmakla ödevini yaptığını sanan bir budaladır onun gibi, başkasına hizmet için kendi dürüst ve sevinçli yaşamasını bırakan da kötü, olumsuz bir yola girmiş olur bence.
“Merkezde olmaktan bahsettik; bir kişi iki şekilde yaşayabilir: Çeperinden yaşayabilir veya merkezinden yaşayabilir. Çeper egoya aittir ve merkez ise varlığa aittir. Egondan yaşıyorsan her zaman diğeriyle ilişkili olarak yaşıyorsun. Çeper diğeriyle ilgilidir.
Her ne yaşıyorsan yaşa hiçbirisi bir eylem değildir, her
zaman bir tepkidir; sana yapılmış olan bir şeye karşılık
yapıyorsun. Çeperden hiçbir eylem yoktur, hepsi bir
tepkidir; merkezinden hiçbir şey gelmez. Bir anlamda
sen koşulların kölesisin. Sen hiçbir şey yapmıyorsun;
daha çok bunu yapmak zorunda bırakılıyorsun. Merkezden bu durum tamamen değişir. Merkezden
eyleme geçmeye başlarsın; ilk kez bir rela-ta olarak değil, kendi doğrularınla var olmaya başlarsın.”