Esra

Esra
@Sahildeokur
Kitap günlüğüm, okuduklarım, beğendiğim alıntıları paylaşıyorum. YouTube kanalımda kitaplarla ilgili çeşitli içerikler üretiyorum youtube.com/@ozbeyesra?si=o...
7/10
·392 syf.··
2026 40. kitabı
Musashi, Eiji Yoshikawa tarafından kaleme alınmış, Japon tarihinin en ikonik figürlerinden biri olan Miyamoto Musashi’nin hayatını romanlaştıran epik bir eser. Eiji Yoshikawa, Japonya’nın en önemli tarihsel roman yazarlarından biri olarak kabul edilir. Eserlerinde genellikle Japon tarihinin dönüm noktalarını ve efsanevi karakterlerini ele alır. Henüz “Musashi” adını bile almamış, Takezõ adlı asi bir gencin, savaşın yıkımı içinden geçerek bir samuraya dönüşme sürecini anlatıyor. Hikaye, Japonya’nın en kritik kırılma noktalarından biri olan Sekigahara Savaşı sonrasında geçiyor. Bu dönemde, Japonya, uzun süren iç savaşların ardından yeni bir düzene geçiyor. Samuraylar artık sadece savaşçı değil, aynı zamanda birer “ahlak ve disiplin” temsilcisi olmaya başlıyor. Roman bu geçiş döneminin ruhunu taşıyor: kaos, yalnızlık ve yeniden doğuş. Sadece bir “samuray” romanı değil, karakterin içsel dönüşümünü bu kadar derin veren nadir eserlerden biri. Doğa tasvirleri ve Japon estetiği o kadar güçlü ki, kendinizi sisli dağların ve sessiz tapınakların içinde hissediyorsunuz. Okumaktan o kadar büyük bir keyif aldım ki…Devamını dört gözle bekliyorum. Otsù karakterine üzülsem mi, kızsam mı bilmiyorum. Derin bir yara bıraktı. Kadın olmak hep böyle mi dedim? Hep beklemek ve görülmemek mi? Sorgulamadan yapamadım… Heyecan dolu, yer yer güldüren, yer yer kalbinizi acıtan bir şaheser okudum. … . . . #japonedebiyatı
Musashi I. Kitap: Kılıç ve DelikanlıEiji Yoshikawa · Can Yayınları · 202629 okunma
Reklam
6/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
Murakami’nin yeni çıkan kitabı #tanrınınbütünçocuklarıdanseder sıcak sıcak okudum. Japonya’da 1995 yılında meydana gelen 7,3 şiddetindeki depremde 6.400 kişi yaşamını yitirmiş, on binlerce bina yıkılmış, otoyol ve tren hatları kullanılmaz hale gelmiş. Büyük Hanşin depremi olarak anılıyor. Murakami bu olay neticesinde yazar hikayeleri. Fakat depremzedelerin anlatıldığı acıklı iç burkan öyküler değil. Bazen deprem yaşamış bir karakter oluyor hikayemizde, bazen sadece depremin varlığına değiniyor ve hikaye kendi akışında gidiyor. Kitabın yazılış amacına saygı duydum. Zira hikayelerde çok güzeldi. Özellikle 3 tane hikaye var ki çok beğendim. Buzdolabından rahatsız olan bir kadını anlatıyor bir hikayesinde. Biraz tuhaf buldum, buzdolabından rahatsız olmak da ne garip şey diye düşündüm. Oysa 2 sayfa sonra tüylerim ürperdi. Nedenini gayet iyi anlıyorsunuz. Şunu da eklemek isterim, hacimli kitaplarını okumuş gibi bir hava veriyor bir hikayeyi bitirdiğinizde. Bu yanı ayrı güzeldi. Bu kitap beni kesmedi. Murakami özlemim geçmedi. “Peşinden gittiğim şey muhtemelen içimdeki karanlığın kuyruğuydu. Onu tesadüfen görmüş, ardından gitmiş, ona tutulmuş, sonrasında daha derin bir karanlığın içine düşmüştüm.” “Yüreğim taştan değil.” Taş bazen kırıp parçalanabilir. Şeklini yitirebilir. Ama insanın ruhu parçalanmaz. O şekli olmayan şeyi, iyi de olsa, kötü de olsa, sonsuza dek birbirimize aktarabiliriz.” “Birbirini anlamak çok önemli bir şeydir. Anlamanın yanlış anlamaların toplamından ibaret olduğunu söyleyen insanlar da vardır.”
Edebiyat
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026143 okunma
7/10
·400 syf.··
2025 96. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 00:29
#monanıngözleri Kurgu ile sanatı bizlere tanıtan okunması bir o kadar kolay bir zevkli bir roman diyebiliriz. Ben işin sanat kısmıyla ilgilendiğim için okudum. Hap bilgiler içeriyor. Birkaç sayfada hem sanatçıyı hem eserini ilgi çekici yönleriyle anlatıyor. Okurken bir yandan sürekli internetten eseri aramak benim için biraz yorucu oldu. Keşke kitabın içi resimli olsaymış dedim. Kurgu kısmına gelirsek. Mona 11 yaşında körlükle karşı karşıya gelen kızımızdır. Doktorlar bunun ilerleyebileceğini söyler. Psikolog seansları yerine dedesi eğer günün birinde gerçekten kör kalırsa diye müzeleri gezdirmeye başlar. Bir tablonun önünde durup düşünürler, ayrıntılara bakarlar, niçin vardır bu tablo. Neden yapılmıştır? Dedesi bildiklerini anlatır. Mona’nın hayata bakışı değişir, ufku açılır. Kurgu kısımları çok ilgimi çekmedi açıkçası. Belki de asıl amacım sanatla ilgili bir şeyler öğrenmek olduğu içindir. Listenize eklemeyi unutmayın.
Edebiyat
Mona'nın GözleriThomas Schlesser · Timaş Yayınları · 2024635 okunma
“Benden, merhametin öldürdüklerine merhamet beklemeyiniz! “
8/10
·152 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 01:57
Reis Bey, merhameti zayıflık olarak gören, yalnızca kanunlara bağlı, sert ve acımasız bir hakimdir. Onun için adalet duygudan değil, yalnızca kurallardan oluşur. Bir cinayet davasında genç bir sanığı suçlu bularak idama mahkûm eder. Ancak idam gerçekleştikten sonra gerçek ortaya çıkar: genç adam suçsuzdur. Bu olay Reis Bey’i derinden sarsar ve hayatını altüst eder. Bu vicdan azabı onu bambaşka bir insana dönüştürür. Eskiden merhameti reddeden hâkim, artık merhametin adaletin özü olduğunu fark eder. Eserin vermek istediği mesaj: gerçek adalet yalnızca kanunlarla değil, vicdan ve merhametle birlikte var olabilir.
Edebiyat
Reis BeyNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20239,8bin okunma
8/10
·376 syf.··
2026 19. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın insan ruhunun derinliklerini anlatma konusundaki ustalığını en iyi gösteren romanlarından biridir. Eser çoğu zaman Kurtuluş Savaşı yıllarının arka planıyla hatırlansa da romanın asıl gücü, Tanpınar’ın yarattığı karakterlerin iç dünyasında saklıdır. Hemen karakterlerden bahsetmek istiyorum. Çünkü kitabı sevmemdeki en büyük etken karakterler özellikle de Sabiha. Ama baştan başlayalım… Romanın merkezinde yer alan Cemal, Tanpınar’ın en dikkat çekici karakterlerinden biridir. Cemal, yaşanan büyük tarihsel olayların tam ortasında olmasına rağmen kendisini sürekli dışarıda hisseden, hayatı ve kendisini anlamaya çalışan bir karakterdir. ‘Arayış içindeki insan’ tipinin örneğidir. Romanın bir diğer önemli figürü Sabiha’dır. Sabiha, Tanpınar’ın kadın karakterlerini ne kadar ince bir psikolojik derinlikle kurabildiğini gösterir. O, yalnızca bir aşk figürü değildir; aynı zamanda Cemal’in dünyasını şekillendiren, onun duygularını ve düşüncelerini etkileyen güçlü bir karakterdir. Küçücük yaşında bile büyük meseleler üstünde düşünen, insanı çözümleyen, hayatı anlayan, kadın-erkek ilişkilerinin özünü sorgulayan bir çocuktur. Büyüdükçe bu fikirlerin ne kadar gerçek olduğumu görürüz. Söylediği her şey filozofçadır. (Kitaptaki en sevdiğim karakterdir. Hatta edebiyattaki kadın karakterler arasında yine en sevdiğim olur.) Yıllar sonra Cemal, büyüdüğü çevreye geri döner. Çocukluğunu geçirdiği arkadaşları özelliklede Sabiha’yı merak etmektedir. Ne olmuştur Sabiha’ya? Onun merakıyla okuduğum mükemmel bir romandı. Fakat merakım tam olarak geçmiş değil. :( Cemal Anadoluyu görmüştür. Savaşın şaka olmadığının bilincindedir. İstanbul’da savaşın tam olarak anlaşılamadığını görür. Hele bir de Alaiyeli Ahmet’in öyküsü var ki aklınızdan çıkmayacak… Nehir romanlarının
Edebiyat
Sahnenin DışındakilerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20243,529 okunma
Reklam