İsmail

İsmail
@Sahipsizgonderi
Önlisans
İstanbul
191 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Ama insanın dili çok az kişinin egemen olabildiği bir canavardır. Durmadan kafesinden çıkmak için çırpınır ve eğer zaptedilmezse vahşileşip size acı çektirebilir. Güç kelime hazinelerini çarçur eden insanlara gelmez.
Bir yerde dönmeli bu zemberek, yoksa zamanın dişlileri paslanır, hayat donuk bir sessizliğe gömülür. Gecenin koynunda, ay ışığının süzüldüğü dar sokakta, eski bir saat kulesinin gölgesi uzanır; her tik tak, bir hikâyenin fısıldayışıdır. Rüzgâr, taş duvarlar arasında usulca dolanırken, sanki unutulmuş anıların tozunu süpürür. İnsanlar geçer, adımları acele, yürekleri telaşlı; oysa zembereğin her dönüşü, bir anın daha ebediyete karıştığını söyler. Belki de durup dinlemeli, o kadim çarkların ritmini hissetmeli; çünkü her dönüşte, yaşamın sırrı bir anlığına parlar.
Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan başlama makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet.
Karşı konulmaz kuvvetlerin itici gücü uyarınca atomlardan ve moleküllerden oluşan dünya, sırf bunun için hayranlık duyulacak bir yer değildi; onu güzel yapan, içinde Ruth’un yaşamasıydı.
İnsanları bir eylemin parçası yapmanın en iyi yolu onların kendilerinden bir şey vermelerini sağlamaktır.