Muhammed Ali Ulupınar

Dikkate değer ki, yahudi ve hristiyanların dinî akidelerinde müslümanların peygamberini peygamber olarak tanımak lâzım bulunduğu halde İslâm Dini Musa ile İsa (a.s.) peygamber tanımayanı müslümanlıktan tard etmek derecesine kıymetbilirlik gösterir. Onların: Bazısına iman eder ve bazısını tanımayız. (En Nisa 150) demelerine karşılık müslümanlar: Peygamberler arasında ayırım yapmayız. Hepsine inanırız. (El - Bakara 275) demekle kendilerini dinen vazifeli bilirler.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ey şan ve şerefi, nam ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-ı riyadır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır. Ve insanı insanlara abd ve köle yapar. O bela ve musibete düşersen اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ de, o beladan kurtul...
İnsanlar fikirce, hisce, zekâca, gabavetçe bir değildir. Kur'an mürşiddir, irşad umumî oluyor. Bunun için, Kur'an'ın ifadeleri zamanların ihtiyaçlarına, makamların iktizasına, muhatabların vaziyetlerine göre ayrı ayrı olmuştur. Hakikat-i hal bu merkezde iken, en yüksek, en güzel ifade çeşitlerini Kur'anın herbir ifadesinde aramak hata olduğu gibi; muhatabın hissine, fehmine uygun olan bir üslûbun mizan ve mirsadıyla mütekellime bakan elbette dalalete düşer.
Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm. Herbir sünnet veya bir hadd-i şer'î, zulmetli dalalet yollarında güneş gibi parlıyor. O yollarda insan, zerre-miskal o sünnetlerden inhiraf ve udûl ederse; şeytanlara mel'ab, evhama merkeb, ehval ve korkulara ma'rez ve dağlar kadar ağır yüklere matiyye olacaktır.
Yaşasın Cehennem!
Atatürkün dediği gibi “bir çöl bedevisinin teolojisinin saçma düsturlarını büyük Türk Milletine yakıştırmamalısınız-»