Muhammed Ali Ulupınar

Hz. İbrahim de Allah'ı takdis sadedinde bu ölçüyü almış ve bize onu nasıl kullanacağımızı göstermiştir. Nitekim Allah'ın bir cisim olmayacağı bilgisi bu ölçüyle bilinmektedir. Biz de böyle deriz: "İlah yer kaplayan (mütehayyiz) bir cevher değildir." "Çünkü ilah bir sebepli (ma'lûl) varlık değildir, her yeri kaplayanın belli bir yer kaplaması sebeplidir. Bundan da ilahın yer kaplayan bir cevher olmadığı sonucu lâzım gelir." Şunu da deriz: "İlah araz (ilinek) değildir", "Çünkü araz hayat ve ilim sahibi değildir. Oysa ilah hayat ve ilim sahibidir. Şu halde, ilah araz değildir." Allah'ın kutsiyetini ifade sadedinde zikredilen diğer takdis önermeleri de bunlar gibidir. Bunların hepsi iki temel önermenin burada gösterildiği şekilde bir araya getirilmesinden elde edilmektedir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Ay batıp gider, ilah batıp gitmez. O halde ay ilah değildir." Fakat Kur'an yapısı gereği öz ve kısa anlatıma sahiptir. Şu var ki, ayın ilah olmadığının bilgisi ancak zikrettiğim iki temel önermeyle kesin ve zorunlu olur. Bu önermeler "Ay batıp gider" ve "Hiçbir ilah batıp gitmez" önermeleridir. Bu ikisini bildiğinde ayın ilah olmayacağını zorunlu olarak bilirsin.
Bu zaman ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman, cemaat zamanıdır. Kastamonu (RNK) - 144
İman hizmeti, iman hakaikı, bu kâinatta herşeyin fevkindedir; hiçbir şeye tâbi' ve âlet olamaz. Kastamonu (RNK) - 137
Risale-i Nur talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: "Bende unutkanlık hastalığı tezayüd ediyor, ne yapayım?" Ben de dedim: Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünki rivayet var. İmam-ı Şafiî'nin (R.A.) dediği gibi: Haram nazar, nisyan verir. Evet ehl-i İslâmda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda sû'-i istimalât ile israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir. Evet bu asırda açık-saçıklık yüzünden, hususan bu memalik-i harrede o sû'-i nazardan sû'-i istimalât, umumî bir unutkanlık hastalığını netice vermeğe başlıyor. Kastamonu (RNK) - 134