Şeker portakalı bir çocuk kitabı değildir. İçimizde var olan çocuğun hikayesidir. Hangimiz Zeze kadar şımarık ve eğlenceli değildik ki
Bir çocuğun şımarıklığı ve eğlenceli hayelleri cezalandırılmamalı. Ah şu fakirlik yok mu ençok ta çocukları vurur. En çok onlar acı çeker. Ah şu yetimlik yokmu yetimlik mahveder insanı kırar kolunu kanadını hele birde ölen annense ve sen de çocuksan hele hele birde fakirsen işte o vakit yaşamak zulüm olur sana.
Ah Zeze ah acını içimizde hissettik Portekizli arkadaşını da şeker portakalını da senin kadar çok sevdik.
Bir idam mahkumunun son günü..
Bir zamanlar bir adam tanımıştım, bana bak evlat dünya ne kadar zalim olursa olsun, sana ne kadar acı çektirirse çektirsin yinede insanı kendine çeken kendisine sıkı sıkı sarılmamızı sağlayan bir büyüsü var.
Kitabımızda ki kahraman bir mahkum idam mahkumu. (Suçu birini öldürmek ama ayrıntısı yok).
Mahkum yaşadığı son anları kaleme alarak hem idam cezasının ne kadar ağır bir karar olduğunu jüri üyelerine anlatmaya çalışmış hem de çektiği ıstırabı duyurmak istemiştir.
Şahsen oldukça etkilendim ve galiba uzun süre etkisinde kalacağım kesin. Dün beni uykudan eden bu kitap galiba bir kaç gün daha etkisini gösterecek...
Kitaptan ufak bir kesiti sizinle paylaşmak istedim.
"Bunun çok güç bir şey olmadığını, insanın ıstırap çekmediğini, rahat bir son olduğunu ve bu şekilde ölümün çok kolaylaştırıldığını anlatıyorlar.
Ah! Ya bu altı hafta süren can çekişme ve gün boyunca devam eden bu hırıltı ne peki? Bazen çok yavaş, bazen çok hızlı akıp giden ve artık geri dönmeyecek olan günün korkuları ne? Darağacında biten bu işkence merdiveni ne?
Onlara göre bunlar acı değil mi?
Bunlar kanın damla damla bittiği, düşüncenin sönmesine benzer çırpınmalar değil mi? "
Keyifli okumalar