Bir insanı yeni baştan kurgulamadan yeni bir hikâye anlatamayız. Onu bir roman kahramanına dönüştürmek ve yeniden tanımlamak bizim gerçeğimizi yazıya aktarılmaya uygun hale getirir. Daha önemlisi bize özgü dil ve biçemi yaratarak anlatıyı özgünlüğe kavuşturur.
Romancının iyi bir gözlemci, dikkatli, duyarlı bir izleyici olması da yeterli değildir. Büyük romancıları ölümsüz ve yazdıklarını önemli kılan asıl şey, dil ustalığı ve düşünsel özdür. Yazar, bir dünya görüşüne, kendine özgü bir bakış açısına sahip değilse, anlattıklarını sağlam bir temele oturtmakta zorlanır. Andre Gide'in dediği gibi, "Önem bakılan şeyde değil, nasıl baktığınızda" dır çünkü. Romanın dünyasını ve kişilerin yaşarlığını bu bakışın ortaya koyduğu yorum oluşturacaktır. Belirleyici yan her zaman bir insanlık durumunun nasıl kurgulandığı, sanatsal dile nasıl aktarıldığı ve uyandırdığı etkidir.