Karşınızda bir ağaç var, rüzgarsız bir hava... En alt daldaki bir yaprak en üst daldaki bir yaprağa nasıl dokunabilir? Hiçbir türlü dokunamaz... Ama bir fırtına kopsa her şey birbirine karışır ve o iki yaprak birbirine dokunur. İşte bizim karşılaşmamız da bu iki yaprak gibiydi
Son derece yumuşak başlı bir yaratılışım vardır. Arzularım şunlar: Mütevazı bir kulübe, sazdan dam ama iyi bir yatak ve iyi yemek, tazecik süt ve tereyağı, pencerede çiçekler, kapının önünde birkaç güzel ağaç ; ve yüce tanrı beni tam anlamıyla mutlu kılmak istiyorsa, bu ağaçlarda söyle altı-yedi düşmanımın salladığını görme sevincini tattırır bana. Ölmelerinden önce, müteessir bir halde, bana yaşamda çektirmiş olduklarının hepsini affedeceğim- evet, insan düşmanlarını affetmelidir, ama ancak onlar asıldıktan sonra... (Heinrich Heine, Gedanken und Einfälle, Uygarlığın Huzursuzluğu- Sigmund Fraud syf: 67)
Eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa, hayatının sona ermediğini düşün. Sona eren şey yalnızca hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır. O zaman bir gemiye bin, seni bekleyen bir kent vardır.
Sen de uzak ülkelerden dönüyorsun
Ve bana bütün söyleyebildiklerin,
Akşam evinin eşiğine oturmuş
Serinleyen birinin,
Aklına gelebilecek düşünceler.
Peki, ne anlamı var öyleyse
Bunca yolculuğun.
Louis Aragon