Karayolundaki yük arabacısına bakın, gece
ve gündüz pazara koşturan. İçinde en ufak bir ilahî heyecan uyanıyor mu? En ulvi vazifesi atlarını doyurmak ve sulamak! Nakliye çıkarları ile karşılaştırıldığında kaderi kendisine ne
anlam ifade ediyor? Ne ölümsüz ve ne de tanrısal fakat kendisi hakkındaki kendi görüşünün kölesi ve mahpusu, kendi eylemlerinin sebep olduğu bir kader. Nasıl korkudan sinip savuştuğunu, bütün gün içten içe nasıl da ürktüğünü görün. Başkalarının
görüşü bizim kendi görüşümüze kıyasla zayıf bir diktatördür. Bir kişinin kendi hakkında ne düşündüğü kaderini belirler, daha doğrusu kaderini gösterir. Kendi kendini azat etme, hayal ve fantezinin yaygın olduğu Batı Hindistan'ın kırsal kesiminde bile mümkün müdür?
Hepimizin bildiği gibi bazılarınız, yoksulsunuz; ucu ucuna yaşıyor, bazen sanki nefes almakta zorlanıyorsunuz. Bu kitabı okuyanlardan kimilerinin yediği akşam yemeklerinin parasını ödeyemediğinden, eskimiş veya eskimekte olan giyecek ve ayakkabılarını yenilemek için para bulmakta zorlandığından hiç şüphem yok; ve şu anda bu satırları okurken çalınmış ya da ödünç alınmış bir zamanı harcıyor, alacaklılarınızdan bir saat daha aşırıyorsunuz. Gözlemim deneyimle keskinleştiğinden, ne sinsi ve kötü bir ömür sürdürdüğünüzü çok açık görebiliyorum; her zaman son limitinize gelip dayanmışsınızdır, yeni bir
işe girişmek ve borçlarınızı ödemek çabası içindesiniz, çok eski bir tabirle, Romalıların aes alienum, başkasının pirinci dedikleri paralarla (madeni paralarının bazısı pirinçtendi) yine de
yaşıyor, ölüyor ve başkasının pirinci ile gömülüyorsunuz.
İnsanların çoğu, nispeten bağımsız yaşanan bu ülkede bile, yalnızca cehalet ve yanılgıları yüzünden, hayatın ilgi gösterilecek sahte alanları ve aşırı ağır işleriyle o denli meşguller ki, daha güzel meyvelerini toplayamıyorlar.
Bu kasabada kötü kaderleri sonucu kendilerine çiftlikler, evler ahırlar, sınırlar ce ziraat araç gereçleri miras kalan gençler görüyorum. Bunları kazanmak, bunlardan kurtulmaktan daha kolay.