Size bir tavsiyem var: Şayet olur da bir gün yolunuz Sason’a düşerse, çarşı merkezinin üst kısmındaki o metruk mezarlığa mutlaka uğrayın. Bu, en fazla beş dakikanızı alır. Açık kapısından içeriye girin. Sadık, sağ yanda duvarın hemen dibinde, kimsesiz ve diğerlerinden ayrı duran bir mezarda yatıyor. Durup ona bakın ve sonra bu hikâyeyi hatırlayın. İşte o zaman, yüreğinizin avucundaki mendili sımsıkı tutan Sadık'ı görüp hissedeceğinden emin olabilirsiniz. Onun gözlerinde, yüzünde taşıdığı huzuru fark etmeniz bile mümkün.
Ahmet aniden “Sadık öldü” dedi. Dudaklarından titreyerek çıkan bu iki kelime, bir anda odanın her köşesini hüzünle doldurmuştu. Babamın gözleri birden ciddileşerek çevresine bakındı, sonra odanın bir köşesinde oturan anneme dönüp “Ben çıkıyorum”
dedi.
Şimdi sıra bağışlamada. Şimdi beni bağışlamakla uğraşma. Daha önemli şeyler var. Örneğin: Diğerlerini koru, eğer güvenlikteyseler. Çok fazla acı çekmelerine izin verme. Ölmeleri gerekiyorsa, ölümleri çabuk olsun. Onlar için bir cennet bile sağlayabilirsin. Cennet için sana ihtiyacımız var. Cehennemİ kendi başımıza da yapabiliyoruz.