Üç Renk

Üç Renk
@Salih_Erol
Nerede alnın terlerse orada güzellik var (Yaşar Kemal)
Puan vermedi·903 syf.··
2025 43. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 19:41
Başta şunu belirtme ihtiyacı duyuyorum. Bu kitabı Umberto Eco yazdığı için okudum. Eco'nun daha önce Gülün Adı romanını okumuştum. İlk 150 sayfayı saymazsak roman beni içine almıştı. Zaten Eco da bu romanı için, "Romanı okuyacak olan ilk 150 sayfasına katlanmalı" der. Bu kitaba başlarken de öyle olmasını umuyordum. İlk 150, bilemedin 200 sayfa dedim ama olmadı. Kitap beni bir türlü içine almadı. En son kelimeye kadar da içine giremedim. Bilmiyorum belki de ben o modda değildim. Sadece konu olarak değil hacim olarak da ağır bir kitap. Kitabın hazırlanış şekli de alışılmıştan çok uzak. Dipnotlar en sonda ve hemen onun önünde de sözlük var. Okuyucu bir oraya bir oraya gidip gelmek zorunda kalıyor. Bu dikkati de müthiş dağıtıyor. Ben şahsen kitabı okurken 3 ayraç kullandım. Birini kaldığım yere, diğerini dipnotlara ve üçüncüyü de sözlük kısmına koydum. Kitabın konusuna değinmiyorum. O kısmı artık bunca zahmeti göze alıp okuyacak olanlara bırakıyorum.
Foucault SarkacıUmberto Eco · Can Yayınları · 20211,948 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okunması gerektiğine inandığım bir başyapıt
Puan vermedi·112 syf.··
2025 16. kitabı
Bence herkesin ama en çok da kadınların okuması gereken bir başyapıt. İçindeki kadın ve toplum çözümleri sıradışı. Kadının toplumdaki yeri iyi irdelenmiş. Şimdilik bu kadar diyeyim ve sözü Firdevs bırakayım: "Bir fahişe ne kadar başarılı olursa olsun, tüm erkekleri tanıyamaz. Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek. Ama korktuğum için elimi hiç kaldırmadım. Korkum bana bu hareketin çok zor olduğunu düşündürüyordu. İlk kez elimi kaldırdığım ana kadar bu korkudan nasıl kurtulacağımı bilmiyordum. Elimin bir kez aşağı yukarı hareket etmesi bu korkuyu yok etti. Bunun çok kolay, sandığımdan daha kolay bir hareket olduğunu kavradım. Artık ellerim, onların yüzüne şiddetli bir tokat indirmek için havaya kalkabiliyordu. Elimin hareketi çok kolaylaştı, elimdeki her şey, göğse saplayıp çıkardığım bıçak bile olsa bu, doğal bir rahatlıkla hareket edebiliyordu. Ciğerlere dolup hissedilmeden boşalan havanın doğal rahatlığıyla saplayıp çıkarabiliyordum onu. Şimdi de gerçeği hiç zorluk çekmeden anlatıyorum. Çünkü gerçek kolay ve yalındır. Bu yalınlığın içinde de vahşi bir güç yatar. Yaşamın vahşi, ilkel gerçeklerine ancak yıllar süren bir savaşımın sonunda varabildim. Çünkü insanlar yaşamın yalın ama çirkin ve güçlü olan gerçeklerine birkaç yıl içinde varamazlar pek. Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir. Ben bir insanı öldürdüğüm zaman, onu bıçakla değil, gerçekle öldürdüm. Bu yüzden korkuyorlar; beni yok etmek için bu yüzden acele ediyorlar. Bıçaktan korkmazlar. Onları korkutan gerçeğimdir. Bu korkutucu gerçek bana büyük bir güç veriyor. Beni ölümden,
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Kadının Direniş Toprağıdır Ma Ülkesi
Puan vermedi·270 syf.··
2025 14. kitabı
“Bizden kadını çaldılar… Biz tohumları ekmek için irinsiz toprak, ufuk için kansız şafak ve aşk için çalınmamış kadın arıyoruz. Biz kirlenmemiş zaman ve lekesiz güneş topluyoruz…” Edip Yalçınkaya, Ma Ülkesi romanında Estalar’ın mücadele gerçekliğini böyle tanımlıyor. Ma Ülkesi, Dersim coğrafyasının isyankar mitologyasını, tarih öncesi ve günümüzün izleriyle buluşturan fantastik bir romandır. Roman; akıcı, okuyucuyu içine çeken özelliklerinin yanında yarattığı kişiliklerle de dikkatleri üstüne çekmeyi başarıyor. Yalçınkaya, romanında “Eli ve ayakları olmayan bir erkek çocuk ile bir dişi kurdun birleşmesinden türemiş” olan Ergler öznelinde mitolojik bir efsaneyi de yeniden kurgulamış. Böylesi mitsel bir şekilleniş okuyucuya çok tanıdı gelse de roman nihayetinde fantastik bir kurgunun ötesine geçmiyor. Romanda bir de, herkesin kendine göre tanımladığı zorba lider Belzab kişiliğinden yola çıkılarak yapılan bir zulüm çözümlemesi mevcut. İnsan okurken, Belzab’ın Ma Ülkesi’nin halkı üzerinde uyguladığı asimilasyon gerçekliğine kendini öylesine kaptırıyor ki; “Bunu ben bir yerden hatırlıyorum” demekten kendini alamıyor. Aslında Belzab diye biri var mı yok mu çok da belli değil. Zaten varlığı veya yokluğu önemli de değildir. Önemli olan adı etrafında yayılan korku ve zulümdür. Ma halkı için her şey ülkelerinin istilasıyla başlamıştı. Ardından bir korku egemenliği kurularak tek tek yürekler işgal edildi. Korku yayıldı zamanla her şeyi çürüttü ve “Kan kalbe gitmeyince kalp de çürüdü.” Oysa ki Ma halkı ilk okur yazar halktı. Hayvanı, buğdayı, arpayı evcilleştiren, çömlekten yazıya, tarımdan ticarete, Tanrı’ya değin her şeyi onlar yaratmıştı. Ancak Belzab her şeyi yok saymış, Ma halkının dili Dilmunca dahil her şeyi yasaklamıştı. Her şey Belzab’ın çizdiği rotaya göre
Ma ÜlkesiEdip Yalçınkaya · Belge Yayınları · 201557 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2025 14:01
"Ümit Kaftancıoğlu öykü ödülleri 21 yaşında. Bu yarışma 21 yıldır yazın dünyadına yeni kalemler katmaya devam ediyor." Bu yılki yarışmada "Babaannemin Sandığı" adlı öykü ile ikincilik ödülü almam benim için onurdur.
Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri 2025Kolektif · Pia Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 787. kitabı
15 öyküden oluşan güzel bir kitap. Ben en çok Avgonun Kızı öyküsünü sevdim. Avgon mu? Yeşile çalan mavilik. Siz Munzur'un gök rengi olarak da ele alabilirsiniz. Okumanızı tavsiye ediyorum.
Avgonun KızıAli İhsan Dost · Kil Yayınları · 20241 okunma