Saliha

İnsanın doğru ile yanlışı ayırabilmesi gerçeği diğer varlıklara karşı olan düşünsel üstünlüğünün ispatı. Fakat yanlış yapabiliyor olması gerçeği de yapamayan herhangi bir varlık karşısındaki ahlaki yetersizliğinin kanıtı.
Reklam
Şüphe götürmez şekilde insanı harekete geçiren tek bir dürtü olduğunu farkına vardım. Kişinin aslında yalnızca bir makine olduğunu, yaptığı hiçbir şey üzerinde kişisel değer iddia etme hakkına sahip olmadığını algıladım. Bu gerçekleri bulduktan sonra artık aramaya devam etmem mümkün değil. Geri kalan günlerim bu değerli varlığımı cilalayarak, destekleyerek ve yamalayarak harcanacak. Sorgulayan bir argüman ya da zarar verebilecek bir gerçeğin yaklaştığını gördüğümde de başımı diğer yöne çevireceğim.
Kelimenin genel anlamıyla, kimsenin kendini feda etmediğini söyledim. Yani sadece başkası için fedakarlık yapmaktan bahsediyorum. İnsanlar her gün başkaları adına fedakarlık yaparlar fakat bu en önce kendi iyilikleri içindir. Eylem önce kendi ruhlarını tatmin etmelidir. Bundan yararlanan diğerleri ise ikinci sıradadır.
Her ulus ruhsal durumuna göre ya büyük ya da önemsiz insanları iktidarın başına, yaşam yapısının tepesine yükseltir. İnsanlarda birikmiş bir iyilik var mı, yok mu? İyilik birikir mi? İnsanların aklı, iradesi, vicdanları gelişiyor mu yoksa çürüyüp zehirleniyor mu? Sefil hatta utanç verici bir yaşamda ziyan mı oluyor?
Peter Drucker ve Warren Bennis'in deyişiyle: "Yöneticilik, işleri doğru dürüst yapmaktır. Liderlik ise doğru olanı yapmaktır." Yöneticilik, başarı merdivenini tırmanmaktaki becerikliliği, liderlik ise merdivenin doğru duvara dayalı olup olmadığını görmeyi gerektirir.
Reklam