' İnsanları Allah'tan alıkoyan şeyi merak edip durdum, kişileri gözledim, hâllerini takip ettim. Anladım ki Allah'ı hakkı ile tanımıyorlar, tanısalar bilselerdi asla dünyaya ve içindekilere tamah etmezlerdi. Bu tıpkı dış görünüşüne önem veren insanların içlerinin harap olması gibidir.'
Benim içimde ne yakıcı ne de kurtarıcı hiçbir ateş yanmadı. Hayatımda hiçbir zaman başkalarınınki gibi gittikçe renklenen, parlak bir güne çevrilen bir sabah olmadı; bir sabah ki yakıcı öğlesi geçtikten sonra yavaş yavaş solsun ve kendiliğinden akşama karışsın. Hayır, benim hayatım, sönmüş başladı.
Syf 226
Oblomov, baslangıçta bir türlü ilerleyemediğim sıkılarak okuduğum bir kitaptı.. Fakat Olga' nın kitaba dahil olması, oblomovu yataktan çıkaran benide kitaba bağlayan şey oldu..
O kadar çok beğendim ki YouTube da oblomova dair her şeyi izledim, bütün podcastleri dinledim.. yetmedi çok defa keşke çevremde okuyan biri
olsada sohbet etsem dedim..
Sanırım oblomova çok defa kızmamın 'eehh yeter be bu kadarda olmaz' dememin sebebi kendimde keşfettiğim oblomovluktur..
Hatta benimde obomov gibi, eskittiğim ve asla üzerimden çıkarmadığım bir hırkam, Kaçtığım gerçekler.. Okumadığım mesajlar ve artık tanışmak dahi istemediğim insanlar var..
Velhasıl.. Kitap çok güzeldi tavsiye ederim okunması gereken klasiklerden.
Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte. Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir.