Üniversitenin ilk yıllarında Anayurt oteli ile tanışmıştım #yusufatılgan ile..
Dili biraz zorlamış, aylak adamı yıllarca bekletmiştim..
Aslında sebebi yaşanmışlığımın ve olgunluğumun biraz daha fazla olmasını beklemekti..
Yaş yolun yarısına yaklaşınca aldım elime..
Okudum,
Okudum,
Okudukça kayboldum aylaklığın da..
Başlarda karakterleri, olay örgüsünü tam oturtamasam da, sabırla daldım içine..
Ve
Aylak gibi gözüken; insanları en ince ayrıntısına kadar iç-dış dünyası ile tanıyan, yalnızlık teması ve psikolojik yabancılaşma ile insanlardan uzak kalan,
“O’nu yani aşkı arayan Bay C. ile tanıştım..
Oğuz Atay’ı buldum,
Teze Özlü’yü yakaladım..
Çocukluğundan kalan yaralarının yetişkinliğin de tutunacak saf sevgi ile iyileşeceğini düşünen,
Sevdikçe acılarının farkındalığına sahip olan ve korkak Bay C..
Kendine bir tutunacak dal arayan, aradıkça aylak olan Bay C..
“-İnsanın bir tutamağı olmalı.
-Anlamadım.
-Tutamak sorunu dedim.
Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz.
Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır.
Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine.
Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum:
Gerçek sevgiyi!”