Halbuki böyle bir tutum, bâtıl görüşlü kişilerin doğru sözleri kendi eserlerine koymak suretiyle elimizden çekip almalarına neden olur. En niteliksiz âlim bile sıradan halktan ayırt edilir. Bu yüzden o, hacamatçının şişesinde bulduğu baldan tiksinmez ve iyi bilir ki hacamat şişesi balı bozmaz. İnsan tabiatının böyle bir baldan tiksinmesi, hacamat şişesinin kirli kan için yapılmış olduğuna dayanan halkın cehaletinden ileri gelir.
Nitekim cahil kişi kanın şişenin içinde bulunduğu için kirlendiğini zanneder; kanın kendi niteliğinden dolayı kirli olduğunu bilmez. Eğer balda kirlilik vasfı yoksa o kapta bulunması ona böyle bir özellik kazandırmaz. Dolayısıyla onu kirli kabul etmek gerekmez. Bu, yersiz bir kuruntudur ve halkın çoğunu etkisi altına almıştır. Bir sözü, her ne zaman insanların hakkında iyi düşündüğü bir kimseye nispet etsen, yanlış da olsa o sözü kabul ederler. Eğer onu insanların kötü bildikleri birine nispet etsen, doğru bile olsa reddederler. Bu nedenle onlar kesinlikle doğruyu insanlarla tanırlar yoksa insanları doğruyla değil. Bu tutum dalâletin son noktasıdır.