Saadet Özgöçer

Saadet Özgöçer
@Sallydet
Filozofların İlimlerinin Bölümleri
Halbuki böyle bir tutum, bâtıl görüşlü kişilerin doğru sözleri kendi eserlerine koymak suretiyle elimizden çekip almalarına neden olur. En niteliksiz âlim bile sıradan halktan ayırt edilir. Bu yüzden o, hacamatçının şişesinde bulduğu baldan tiksinmez ve iyi bilir ki hacamat şişesi balı bozmaz. İnsan tabiatının böyle bir baldan tiksinmesi, hacamat şişesinin kirli kan için yapılmış olduğuna dayanan halkın cehaletinden ileri gelir. Nitekim cahil kişi kanın şişenin içinde bulunduğu için kirlendiğini zanneder; kanın kendi niteliğinden dolayı kirli olduğunu bilmez. Eğer balda kirlilik vasfı yoksa o kapta bulunması ona böyle bir özellik kazandırmaz. Dolayısıyla onu kirli kabul etmek gerekmez. Bu, yersiz bir kuruntudur ve halkın çoğunu etkisi altına almıştır. Bir sözü, her ne zaman insanların hakkında iyi düşündüğü bir kimseye nispet etsen, yanlış da olsa o sözü kabul ederler. Eğer onu insanların kötü bildikleri birine nispet etsen, doğru bile olsa reddederler. Bu nedenle onlar kesinlikle doğruyu insanlarla tanırlar yoksa insanları doğruyla değil. Bu tutum dalâletin son noktasıdır.
Sayfa 43·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

Saadet Özgöçer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·194 syf.·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 00:00
·
2025 4. kitabı
Fatma Bayram
8.7/10 · 1.083 okunma
Batılın Korkaklığı
Yanlışın taraftarları ne kadar kalabalık olursa olsun, hakka, doğruya, gerçeğe sahip olmadıkları için güçsüzdürler, korkaktırlar, acizdirler. Bütün bunlar ise sadece doğru/hak/hakikat karşısında söz konusu olur. Yoksa, ne kadar yanlış da olsa, yanlışın mensubu ve müdafî de olsa, zalimler, zorbalar doğruya, hakka, hakikate sahip olmayanlardan korkmazlar, çekinmezler, acze düşmezler. Çünkü hakka sahip olmayan kitleler ve toplumlar, şirkin temel özelliği olan hile düzenine hiçbir zarar vermezler. Hileler üzerine kurulmuş düzeni foyalarını hiç bir şekilde açığa çıkaramazlar.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Kur'an Anlamak İçindir
O'nu anlamak istemeyenler, anlamak istemediği için de anlamayanlar çıkabilir. Çıkmıştır ve çıkacaktır. Çünkü idrakini donduran, kalbini kapatan kişilerin O'ndan bir nasipleri yoktur. Gözüyle gördüğünü, kulağıyla duyduğunu idrakine ulaştıramayanların, kalbine yöneltmeyenlerin onu anlamama konusunda kendilerince çok farklı gerekçeleri olabilir. Bu anlamaları da kendilerince doğrudur. Çünkü onların anlamak arzusu ve eğilimi söz konusu değildir. Çünkü gözleri görmekte, kulakları işitmekte fakat akılları işlememekte, kalpleri kararmaktadır.
Sayfa 108·Kitabı okudu