"Eğer şansa el altında bir kül tablası olsaydı, eğer insan kül tablası yok diye külünü pencereden atmasaydı, olaylar olduklarından biraz daha farklı gelişseydi, muhtemelen insan kuyruksuz kediyi göremezdi."
"Beden hiçbir sesin nüfuz edemediği mucizevi bir cam dolabın içinde gibiydi ve zihin, gerçeklerle her türlü bağlantısından özgürleşmiş, hangi derin düşünceler o an ile uyum içindeyse onlara dalmakta serbestti."
"İçimde bu tanımlanamaz özlemleri dalgalandıran şey hazinenin hayali değil. Zengin olmak gibi bir hevesim yok. Ama mavi çiçeği görmeyi çok istiyorum. O hep yüreğimde. Ondan başka hiçbir şey düşünemiyor, düşleyemiyorum. Daha önce kendimi hiç böyle hissetmemiştim. Şu ana kadar düşteydim, ya da uyku beni başka bir dünyaya taşımıştı sanki. Çünkü içinde yaşadığım bu dünyada kim çiçekleri dert ederdi ki?"
+Sevdiğim sensin, yalnızca sen.
-Hepiniz böyle dersiniz zaten.
+Tek servet erdemdir dünyada inan.
-Paradir erdem, altındır kader olan.
+Altınların vız gelir, sen bana kendini ver.
-Yoksulum ben, aşkının çapını göster.
+Tüm yoksullugunu al gel de gör sevdiğimi.
-Gizlice umuyorsun yalan söylediğimi.