"Haftalar, aylar, sonunda bir yıl, ardından bir yıl daha kadından tek haber, eliyle yazdığı tek sözcük, tek işaret ulaşmayınca adam henüz fark bile edemeden bu tutkunun da başına aynı şeyler gelmiş, kadının hayali solmaya başlamıştı. İşe adanarak yanıp giden her gün anıların üzerine birkaç kül tanesi daha konduruyordu..."
"Dört bin gün ve dört bin gece... Ne çok zaman yitirilmişti! Oysa tek bir düşünceyle ve tek bir saniyede en başa dönülebiliyordu. Nasıl olmuştu her şey?"