İnsan düşüncesinin bir anlam taşıyabilecek biricik tarihini yazmak gerekseydi, yapılacak şey birbirini kovalayan pişmanlıklarının ve güçsüzlüklerinin tarihini yazmak olurdu.
Dünyanın bütün kötülükleri kötülük gibi değil de, kaçınılmaz, iyi ve çöle galip gelmek için verilen müthiş savaşın parçalarıymış gibi geldi bana.
Güneye, büyük yıldızların bulunduğu yöne baktım. Orda Santa Ana çölünün bulunduğunu, o çölde büyük yıldızların altında bir kulübede benim gibi bir insanın yattığını ve çölün onu muhtemelen benden önce yutacağını biliyordum ve elimde onun bir çabasını, içine sürüklendiği amansız sessizliğe karşı verdiği savaşın bir ifadesini tutuyordum. Katil ya da barmen ya da yazar, ne olduğunun önemi yoktu;
kaderi hepimizin ortak kaderi, onun sonu benim sonumdu; ve bu gece, pencereleri kararmış bu kentte onun ve benim gibi milyonlarca insan vardı; ölmekte olan çimen yaprakları kadar ayırt edilemez milyonlarca insan. Yaşamak yeterince zor, ölmekse büyük işti.