Ercan Kuşoğlu

Ercan Kuşoğlu
@Samgezgini
Üstada sormuşlar; Üstad dünyadan ne anladın? San ki bir pazar yeri dolaştım...Üç metre bez aldım, gidiyorum...
İnşaat teknikeri
Ünüverste
İstanbul
Malatya
34 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
(Çobanlarm yanında konaklıyorlar) (Sonra) bir çocukmuşçasına(? )(Çiviyazısı metinde “tanrılar gibi” deniyor; çoğu zaman taş silindir mühürler üzerinde yer alan ve bir tann tarafından bir başka tanrıya götürülmüş mührün sahibini gösteren “tanıştırma” bölümlerine atfen, “(insanları yöneten) tannlar gibi” şeklinde anlamak gerekse bile, açık seçik bir anlam çıkmıyor bundan. Metni temize çekenin bir hatası diye varsayınayı yeğledim. Eski Versiyon’a (Philadelphia, 72) tekabül eden metin daha az sorunlu değil: s. 229, n. 3′ de ve s. 281, n. l’de bu satır ile ilgili nota bkz.) [Elinden] tutarak [yönetti onu] [Ve götürdü] Bir çoban kulübesine
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Bir anda: [Gitmeye razı oluyor Enkidu (?)]: Yüreğinin sesine uyarak [ ], [Kabul etti Enkidu] Yosma’nın [dediklerini]! [Yosma Enkidu’ya verdi] Giysilerinden birini [Ve kendi giydi(Demek ki, kadınlar iki giysi bulunduruyorlardı yanlarında.) Diğerini
“[Ana], Bir rüya daha [gör]düm: [Ağıllı-Uruk’ta] Bir nacak Konmuştu yol ortasına Herkesin ilgisini çekmişti. [Uruk’un] [aha]lisi başına üşüşmüştü onun; [Halk] başına [üş]üşmüştü [Kalaba]lık koşuşturuyordu Onu (görmek için) [Bense] Ayaklarının dibine koydum onu [(Ve) seviyordum] ve Okşuyordum sanki karımmış gibi [Oysa] sen Hiç ayrım gözetmeden davranıyordun ona Sanki benmişim gibi!” agy s. 80
“(İlk rüya) (…) “Ana, Bu geceki rüyamı anlatayım sana: Gökyüzündeki Yıldızlar (Çevrelerken beni) Gök’ten (inmiş) bir göktaşı Küt diye düştü yamacıma. Davrandımsa da yerden kaldırmaya (Mümkünü) yoktu kaldırmamın; Yerinden oynatmaya yeltendimse de Kımıldatamıyordum bile! Başına toplanmıştı Uruk’un ahalisi: [Halk] [Kuşatmıştı] ç[evresini]; [İtişip kakışırken (? )] [kala]balık, [Yiğitler] Onu (görmek için) koşuşmuştu: [Küçük bir çoc]ukmuş gibi Ayaklarını öpüyorlardı [Bense] okşuyordum onu Sanki karımmış [gibi]”. [Sonra] ayaklarının dibine getirdim onu. [Ve sen] [davran]dın ona Hiç ayrım gözetmeden, Sanki benmiş im gibi. “ (…)” agy s. 78, 79
(Yosma Gılgamış’la bir dostluk kuracağını varsayarak onu yatıştırmaya çalışıyor) (En) yiğitleri bile alt eden Bir boğa gibi güçlü Gılgamış’ın (yaşadığı) yere. Yenişeceğim onunla Ve çet[in] bir dövüş olacak bu! [V e haykır ]acağım Uruk’ un orta yerinde “(En) güçlü benim” diye. [Var]ır varmaz (oraya) Değiştireceğim gidişatını her şeyin Bozkırda doğan, [(En) güçlü], (en) kuvvetli olacak!” “[Hadi gel, gi]delim, (dedi Yosma): [Bulalım] onu, [Göstereceğim sana Gılgamış’ı] (Çünkü) biliyorum Onun [nerede] olduğunu, G[el] gidelim Enkidu, Ağıllı-{Uruk]’ a Süslü kemerler kuşanan [Yi]ğitlerin bulunduğu yere, He[r gün] bir bayramın kutlandığı yere, Trampetlerin gün boyu çalındığı yere, Güzeller güzeli [Yosm]aların (Şehvet dolu) çığlıklar Attıkları yere, (En) yaşlı kişilerin bile Gece[leyin] yataklarını [ter lkettikleri yere!