(Çobanlarm yanında konaklıyorlar)
(Sonra) bir çocukmuşçasına(? )(Çiviyazısı metinde “tanrılar gibi” deniyor; çoğu zaman taş silindir mühürler üzerinde yer alan ve bir tann tarafından bir başka tanrıya götürülmüş mührün sahibini gösteren “tanıştırma” bölümlerine atfen, “(insanları yöneten) tannlar gibi” şeklinde anlamak gerekse bile, açık seçik bir anlam çıkmıyor bundan. Metni temize çekenin bir hatası diye varsayınayı yeğledim. Eski Versiyon’a (Philadelphia, 72) tekabül eden metin daha az sorunlu değil: s. 229, n. 3′ de ve s. 281, n. l’de bu satır ile ilgili nota bkz.)
[Elinden] tutarak [yönetti onu]
[Ve götürdü]
Bir çoban kulübesine
“Bir anda:
[Gitmeye razı oluyor Enkidu (?)]:
Yüreğinin sesine uyarak
[ ],
[Kabul etti Enkidu]
Yosma’nın [dediklerini]!
[Yosma Enkidu’ya verdi]
Giysilerinden birini
[Ve kendi giydi(Demek ki, kadınlar iki giysi bulunduruyorlardı yanlarında.)
Diğerini
“[Ana],
Bir rüya daha [gör]düm:
[Ağıllı-Uruk’ta]
Bir nacak
Konmuştu yol ortasına
Herkesin ilgisini çekmişti.
[Uruk’un] [aha]lisi başına üşüşmüştü onun;
[Halk] başına [üş]üşmüştü
[Kalaba]lık koşuşturuyordu
Onu (görmek için)
[Bense]
Ayaklarının dibine koydum onu
[(Ve) seviyordum] ve
Okşuyordum sanki karımmış gibi
[Oysa] sen
Hiç ayrım gözetmeden davranıyordun ona
Sanki benmişim gibi!”
agy s. 80
“(İlk rüya)
(…)
“Ana,
Bu geceki rüyamı anlatayım sana:
Gökyüzündeki Yıldızlar
(Çevrelerken beni)
Gök’ten (inmiş) bir göktaşı
Küt diye düştü yamacıma.
Davrandımsa da yerden kaldırmaya
(Mümkünü) yoktu kaldırmamın;
Yerinden oynatmaya yeltendimse de
Kımıldatamıyordum bile!
Başına toplanmıştı Uruk’un ahalisi:
[Halk]
[Kuşatmıştı] ç[evresini];
[İtişip kakışırken (? )] [kala]balık,
[Yiğitler]
Onu (görmek için) koşuşmuştu:
[Küçük bir çoc]ukmuş gibi
Ayaklarını öpüyorlardı
[Bense] okşuyordum onu
Sanki karımmış [gibi]”.
[Sonra] ayaklarının dibine getirdim onu.
[Ve sen] [davran]dın ona
Hiç ayrım gözetmeden,
Sanki benmiş im gibi. “
(…)”
agy s. 78, 79
(Yosma Gılgamış’la bir dostluk kuracağını varsayarak onu yatıştırmaya çalışıyor)
(En) yiğitleri bile alt eden
Bir boğa gibi güçlü
Gılgamış’ın (yaşadığı) yere.
Yenişeceğim onunla
Ve çet[in] bir dövüş olacak bu!
[V e haykır ]acağım Uruk’ un orta yerinde
“(En) güçlü benim” diye.
[Var]ır varmaz (oraya)
Değiştireceğim gidişatını her şeyin
Bozkırda doğan,
[(En) güçlü], (en) kuvvetli olacak!”
“[Hadi gel, gi]delim, (dedi Yosma):
[Bulalım] onu,
[Göstereceğim sana Gılgamış’ı]
(Çünkü) biliyorum
Onun [nerede] olduğunu,
G[el] gidelim Enkidu,
Ağıllı-{Uruk]’ a
Süslü kemerler kuşanan
[Yi]ğitlerin bulunduğu yere,
He[r gün] bir bayramın kutlandığı yere,
Trampetlerin gün boyu çalındığı yere,
Güzeller güzeli
[Yosm]aların
(Şehvet dolu) çığlıklar
Attıkları yere,
(En) yaşlı kişilerin bile
Gece[leyin] yataklarını [ter lkettikleri yere!