Jean Bottéro

Jean Bottéro

Yazar
8.4/10
20 Kişi
·
47
Okunma
·
5
Beğeni
·
883
Gösterim
Adı:
Jean Bottéro
Unvan:
Fransız Tarihçi, Yazar
Doğum:
Vallauris, Fransa, 30 Ağustos 1914
Ölüm:
Gif-sur-Yvette, Fransa, 15 Aralık 2007
Jean Bottéro 1914 yılında Vallauris, Fransa’da dünyaya geldi. Papaz okulunda öğrenimini tamamladıktan sonra Dominiken rahipleri arasına katıldı. Kitabı Mukaddes incelemesi, Eski Mezopotamya tarihi ve Sami dilleri üzerinde uzmanlaştı. Hammurabi kanunlarını Fransızcaya çevirdi. Bir süre sonra papazlığı bırakarak C.N.R.S.’te (Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi) çalışmaya başladı, Ortadoğu’da yapılan arkeolojik kazılara katıldı. 1958 yılından itibaren Asurbilim profesörü, daha sonra da Asurbilim kürsüsü araştırma başkanı olarak École Pratique des Hauts Études’de görev yaptı. Çalışmalarından ötürü 1999 yılında Fransız Liyakat Nişanı ile ödüllendirildi. Başlıca yapıtları arasında, Naissance de Dieu (1986, Tanrının Doğuşu), Mésopotamie (1987, Mezopotamya), La Plus Vieille Religion en Mésopotamie (1997, Mezopotamya’daki En Eski Din), Babylone (1994, Babil), II Était Une Fois La Mésopotamie ( 1993, Marie-Joseph Stéve ile birlikte, Evvel zaman içinde Mezopotamya, YKY, 2002) bulunmaktadır. Tevratbilimci ve Asurolog Jean Bottéro 1958'den beri Ecole pratique des hautes études’de (filoloji ve tarih bilimleri bölümü) Asuroloji anabilim dalı başkanıdır. Katıldığı başlıca kazılar Mari (1952-1953) ve Uruk/Varka kazılarıdır (1958-1959; 1962-1963; 1964).
Musa halkına Yahve’den başka tanrı tanımamanın sadece ona bağlanmanın ve sadece ona tapmanın gerektiğini öğretmiştir bu din tarihçilerinin bir tanrıcılık Henoteizm adını verdikleri şeydir öteki tanrıların varlığı yatsınmaz fakat sadece bir tanesine bağlanırlar geri kalanlarla ilgilenilmez onlar görmemezlikten gelinir.
- Kabala'dan söz ettiniz. Bu nedir?

- Bu sözcük, ''kabul edilmiş'', kuşaktan kuşağa aktarılan gelenek anlamlarına gelen İbranice qabala teriminden gelir. Bugün bu terim, genel olarak, Yahudi geleneğinin gizli, gizemli, ''batıni'' [êsotêrique] boyutunu gösterir. Kabalacılar, Tevrat'ın cümle ve ayetlerinin açık anlamlarıyla ilgilenmezler. Daha doğrusu, açıkça anlaşılan metnin altında, ona koşut olarak, gizli bir metnin de yürüdüğünü düşünürler.
Yık evini de
Bir gemi yap (kendine)!
Yüz çevir dünya nimetlerinden
İstiyorsan eğer sağ salim yaşamak!
Birlikte bin gemiye
Hayvanların her türlüsüyle.
Jean Bottéro
Sayfa 190 - 11.Tablet
Musa Yahve inancından ve ona odaklı olarak kurmaya giriştiği dinden her türlü “antropomorfizmi” yani insan biçimciliğini dışlamak istiyordu.
- Buna göre, tarihle bellek arasında karşıtlık mı söz konusu?

- Kesinlikle. Tarih, geçmiş olaylarla uğraşır; bunlardan, bugün için, ''ibret alınabilir'' ya da alınamaz, o ayrı konu. Ama bu olaylar gerçekten ''geçmiş'', olup bitmiştir. Bellek içinse, aksine, bunlar günceldir. Esas olan, 'gerçek olayın öyküsü' değil, 'olayın gerçek öyküsü'dür; yani Vahiy metninin bize sunduğu öykü...
“Kamışlıktaki bir kamış gibi
Kırılacaktır insanlık!
Ölüm [alıp götürür]
Delikanlıların en iyisini,
Genç kadınların en iyisini.
Ölüm,
Hiç kimsenin görmediği,
Yüzünü
Kimsenin fark etmediği
Sesini
[Hiç kimsenin duymadığı]
Zalim Ölüm
Yok eder insanları!
Ebediyen var olacak
Evler inşa ediyor muyuz?
Sonsuza dek geçerli
Sözleşmeler imzalıyor muyuz?
Ebediyen pay edilir mi
Bir miras?
Sonsuza dek sürer gider mi
Kin?
Irmak taşar mı
Sonsuza dek?
Birdenbire
Hiçbir şey kalmaz geriye
Akarsuya karışan susineklerinden,
Güneşi gören yüzlerden!
Jean Bottéro
Sayfa 186 - Onuncu tablet
Evet felsefe yararsızdır, antropoloji yararsızdır, arkeoloji, filoloji, tarih bunlar yararsız şeyler; şarkiyatçılık, Asur bilimi yararsızdır, tamamen yararsız. İşte biz de zaten bunlara bu yüzden böylesine değer veriyoruz.
Aslında çağdaşlarımız yararlı, kar getiren işlerle, birebir hesapla, sayılarla uğraşmaya biraz ara verip, insanın gerçek yüceliğinin, gerçek anlamın zihinsel düzlemde bilgide olduğunu, gerçek bilginin de herhangi bir pratik kullanım peşinde olmadığını bir anlayabilmiş olsalardı, bu muazzam destanın elde ettiğimiz diğer ilerlemelere denk olduğunu anlarlar ve bu zaferi kutlarlardı.
Gılgamış'ı bu başarısızlığa hazırlamaktadır adeta; hangi anlamda kötümser olduğunu göreceğiz.

"Ne [geç]ti eline
[Kendini] böylesine perişan etmekle?
[Eriyip bitersini
Üzüm üzüm üzülmekle.
K[as]ların sızım sızım sızlar
Yorgunluktan,
Ve yakla[şırsın]
Kaçınılmaz sona!
10' Kamışlıktaki bir kamış gibi
Kınlacaktır insanlık1 !
Ölüm [alıp götürür (?)]
Delikanlıların en iyisini,
Genç kadınların en iyisini.
Ölüm,
Hiç kimsenin görmediği,
Yüzünü
Kims[e]nin fark etmediği
15' [Se]sini
[Hiç kimsenin duymadığı]
Zalim Ölüm
Yok eder insanları!
Ebediyen var olacak
Evler inşa ediyor muyuz?
Sonsuza dek geçerli
Sözleşmeler imzalıyor muyuz?
Ebediyen pay edilir mi
Bir miras?
20' Sonsuza dek sürer gider mi
Kin?
Irmak taşar mı
Sonsuza dek?
Birdenbire
Hiçbir şey kalmaz geriye
Akarsuya karışan susineklerinden(? ),
Güneşi gören yüzler( den)!
25' Uyuyan da birdir
Ölen de!
Asla çizilmedi
Ölüm'ün sureti:
(Yine de) ezelden beri
Tutsağıdır (?) (onun), insanoğlu!
[ 1 den beri
[ ],
Ve bir araya geldi
Yüce-Tanrılar
30' Mammetum, Kader tanrıçası
Onlarla birlikte belirledi
İnsanların akıbetini.
Hayat da, ölüm de
(Bize) onlardan vergi.
Ama bilemeyiz
Ne zaman öleceğimizi. "
Jean Bottéro
Yky (186-187) >Kaan H. Ökten Ölüm Kitabı s. 43-44<
Mezopotamya dillerinin nasıl ve ne şartlarda ne kadar zorlanılarak çözüldüğünü... ama sonrasında binlerce yıllık bir geçmişi aydınlatmanın verdiği gurur... ve neslimize aktarılan insanlığın tarihi. Bu tarihi aydınlatan insanlar her türlü övgüyü hak ediyor.
Okuduğum en eski tarihli eser olması sebebiyle çok heyecanlıydım. Binlerce yıl önce Mezapotamya’da yaşamış insanların destanlaştırdıkları, sonraki yüzyıllarda farklı uygarlıklar tarafından farklı versiyonlarla kayıt altına alınmış bu efsaneyi okuyabilecek, anlayabilecekmiydim? Akadcadan çeviri yapmış olan yazar, öyle detaylı bir anlatımla sunmuş ki, tüm okuma boyunca yanınızda oturup size sürekli olarak açıklama yapıyor gibi hissediyorsunuz. Bulunmuş tüm tabletlerdeki, tüm versiyonları sınıflandırarak ve zaman zaman dipnotlarda mukayese ederek doyurucu bir aktarım yapıyor. Efsaneye gelirsek, beni gerçekten şaşırttı. Binlerce yılda insanlığın birçok yönünün aynı kalmış olması ilginç geldi. Detaya inmeyeceğim, iyi okumalar dilerim.
İş Bankası Kültür yayınlarından çıkan "En güzel tarih" serisinin okuduğum üçüncü kitabı.Kitabın adına bakınca Dinler tarihi gibi algılayarak aldım ama beklentimi karşılamadı.Tek Tanrı kavramının ortaya çıkışı ve dolayısıyla Yahudi inancı üzerine yoğunlaşan bir kitap.Tek Tanrı fikri ne zaman, nasıl ortaya çıktı.Hangi antik kültürlerin hangi inançlarından etkilendi.Yahuda'nın diğer kültürlerin tanrılarından farkı nedir sorularına cevap arıyor ve bunu ustaca sorgulamalarla cevaplandırıyor.
Bottero Asur bilimin efsane isimlerinden biri, alanında tek denen tarihçilerden. Bu kitabında da bilime dair yazıları bunu kanıtlıyor. Yararsız Bir Bilime Övgü nefis bir yazı. Bu gibi dalların neden önemli olduğunu çok naif bir şekilde anlatıyor. Kitapta en sevdiğim şey üslubuydu. Mezopotamya dini, yazısı ve sosyal yaşantısıyla alakalı çok doyurucu bilgiler vermesinin yanında bilgiye duyduğu sevgi kitabın en güzel yanıydı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jean Bottéro
Unvan:
Fransız Tarihçi, Yazar
Doğum:
Vallauris, Fransa, 30 Ağustos 1914
Ölüm:
Gif-sur-Yvette, Fransa, 15 Aralık 2007
Jean Bottéro 1914 yılında Vallauris, Fransa’da dünyaya geldi. Papaz okulunda öğrenimini tamamladıktan sonra Dominiken rahipleri arasına katıldı. Kitabı Mukaddes incelemesi, Eski Mezopotamya tarihi ve Sami dilleri üzerinde uzmanlaştı. Hammurabi kanunlarını Fransızcaya çevirdi. Bir süre sonra papazlığı bırakarak C.N.R.S.’te (Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi) çalışmaya başladı, Ortadoğu’da yapılan arkeolojik kazılara katıldı. 1958 yılından itibaren Asurbilim profesörü, daha sonra da Asurbilim kürsüsü araştırma başkanı olarak École Pratique des Hauts Études’de görev yaptı. Çalışmalarından ötürü 1999 yılında Fransız Liyakat Nişanı ile ödüllendirildi. Başlıca yapıtları arasında, Naissance de Dieu (1986, Tanrının Doğuşu), Mésopotamie (1987, Mezopotamya), La Plus Vieille Religion en Mésopotamie (1997, Mezopotamya’daki En Eski Din), Babylone (1994, Babil), II Était Une Fois La Mésopotamie ( 1993, Marie-Joseph Stéve ile birlikte, Evvel zaman içinde Mezopotamya, YKY, 2002) bulunmaktadır. Tevratbilimci ve Asurolog Jean Bottéro 1958'den beri Ecole pratique des hautes études’de (filoloji ve tarih bilimleri bölümü) Asuroloji anabilim dalı başkanıdır. Katıldığı başlıca kazılar Mari (1952-1953) ve Uruk/Varka kazılarıdır (1958-1959; 1962-1963; 1964).

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 82 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.