Ölüm Terbiyesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
54
Gösterim
Adı:
Ölüm Terbiyesi
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053161134
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Zeynep Sayın’ın çalışmalarının merkezinde imgelerin tarihselliği ve ölüm ile ilişkisi yer alıyor. Yazar bu çalışmalarının son halkası olan yeni kitabı Ölüm Terbiyesi için şunu söylüyor: “Bu kitabı yazarak, mezarı esirgenen, mezarına saldırılan ölülere yapılan kabalığa, saygısızlığa, üstüne silgi çekilen tarihe, uzun (aynı zamanda İslami) bir geleneğin bilinçaltıyla yanıt vermek, unutulmuş bir nezaket ve ölüm terbiyesini hatırlatmak istedim."
Zeynep Sayın, imgeler üzerinden bu geleneğin izinin sürülebileceğini, başka tür bir insan topluluğuna duyulan umut ve özlemlerin tarihsel zaman içinde, çok sayıda farklı topluluk ve coğrafyadan kalkıp günümüze kadar geldiğini düşünüyor:
“Ölmeden ölenlerin, baş/sız ve başkan/sız, hüküm/süz ve hükümran/sız bir sarsılmaya teslim olanların, başsızların bir araya geldiğinde oluşturduğu bir cemaat mitosu. Yolda Buda ile karşılaşırsan, Buda’yı öldür diyen öğreti gibi, hiçbir tanrıya, hiçbir öndere, hiçbir akla, hiçbir puta tapmayan, bu dünyayı bir yukarıdakine, bir ötesine teslim ederek varoluşu içinde değersiz kılmayan bir mitos…
"Kıyametin kopması aslında insanlığın doğrulmasına, uyur iken uyanmasına, uyur iken uyarılmasına, isyan etmesine bağlıdır. İsyan eden, bu dünyayı ve ahireti temellük ve temsil etmeyi bırakacak, tığ-ı teber şah-ı merdan olacaktır. Hiçbir kusur, mülkiyetçilik kadar kötü değildir ve bu mülke, en başta kişinin kendi başı ve kimliği dahildir.”
Zeynep Sayın'ın ölümleri siyasallaştırdığımız için uzun zamandır unuttuğumuz dediği Ölüm Ahlakı. Bunun için kaleme aldığı Ölüm Terbiyesi kitabını okurken Şahsiyet dizisindeki bir kare geldi aklıma.

Agah Beyin alzheimer olmasıyla beraber özel mamasını ve suyunu vermeyi unuttuğu için ölen kedisi. Kedi için yapılan bir mezar. Bir hatırayı devam ettiren küçük levhada yaşamaya devam eden imge: Münir Bey, Canım Kedim.
(https://pbs.twimg.com/media/Da2j38bXkAcorN7.jpg)

Unuttuğumuz bir ahlak: Ölüm Ahlakı. Ölümlere, ölülere ne olursa olsun, bir canın yitimi olarak saygı duyabilme ahlakı.

Bir cenazeyi düzenin dışında, simgeselin dışında kimliklendirilemez olduğu için linç eden, yerlerde sürüyen bir vicdansızlık yerine, Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkan bir peygamberin hatırası: Ölüm Ahlakı.

Kimi sayfaları neredeyse tekrar tekrar okumak zorunda kalmış olsamda okuması zevk ve felsefi anlamda vecd veren bir kitap oldu.

Zira kitabı anlayabilmek -kimi pasajları- ciddi anlamda bir psikanaliz (Freud-Lacan) bilgisi gerektiriyor. Zira bir sanat kuramcının yanında bir yazınbilimcinin kimi yerleri oldukça girift bir kitabıyla karşıya karşıyasınız.

Ölüm ahlakını unutan dünyevi bir iktidar arzusunun pençesinde inşaatlar yapan, ihaleden ihaleye koşan yeni Osmanlıcı İslamcılar için ayağı yere basan oldukça ağır eleştiriler var.

Ölüm ahlakının temelleri için bin yıllar öncesine gidiyor Sayın Şamanizme kadar uzanan oradan Yesevilik, Bektaşilik, Melamilik, Kalenderilik yoluyla Anadoluya ulaşan baş/sız, hüküm/süz ve hükümran/sız bir sarsılmaya bir esrikliğe teslim olanların oluşturduğu bir mitos.

Gezi direnişini Kalenderi, Melami, heretik öncülleriyle inceliyor Zeynep Sayın. Devlet tasavvufunun dışında şekillenen ve devlet tarafından sürekli kovuşturulmaya ve takibata uğrayan bir marjinal tasavvuf anlayışının bugün Alevilik fikrinin temellerini oluşturan bir izleğin ve geleneğin devamını olarak incelemiş gezi direnişini.

Simgesel düzenin yani iktidar tarafından oluşturulmuş söylencelerin dışında bir gerçek olanın ahlakı mümkün mü?

"Gerçek olan ahlakına sahip bir İslam'ın kurabileceği yegane cemaat ölüm cemaatidir; insana ait yegane aşkınlığın ölümün taavvursuzluğu olduğunu teslim eden, ölümü siyasallaştırmayan bir cemaattir." (s,156)

Kendisini yaşadığı ülkeden sorumlu hisseden bütün herkesin okuması gereken bir eser.
kitap ilk başlarda biraz zorlayacak ve kısa kısa araştırmalar, not etmeler gerektirecetir. daha sonra sizi kendine çekecek, şiir tadında ilerleyecektir. kimi zaman ironi kimi zaman gerçek ile. sonu ise ayrı bir güzel. bazen "evet evet tam da böyle!" kimi zaman " böyle miymiş demek!" dedirtiyor. dönemi tarihi ve evrensel ilkelerle okuma imkanı sunuyor. benim kafamda yazarına sormak istediğim pek çok soru da bırakmış durumda...
Yeni Osmanlıcılığın geleceğe çıkış noktası, yarım bırakılmış bir Osmanlı değil, sıfırdan icat edilen Sahte Osmanlısı ile vahşi sermayeciliğin sünni simgeselliğidir.
Zeynep Sayın
Sayfa 115 - Metis Yay.
"Nereye dönerseniz dönün Allah'ın yüzü oradadır. (Bakara: 115) Allah'ın imgesi ve boşluğunu dolduracak bir temsili yoktur. Ulema yoktur. Ölümün temsili yoktur. Din bir işlevdir yasaya tekabül eder. Oysa tanrının bakışı boşluktur. Gerçek olan'dır. Dehşettir, kimliğin yarıldığı andır. Egemen tarafından imha edilmesi gerekir."
Zeynep Sayın
Sayfa 136 - Metis Yay.
Peygamber, her dinin bir ruhbanlığı vardır, bizimki cihattır demiştir. Gerçek tutkusu olarak yeniden yorumlanmış bir anlayışla ve sözcüğü düştüğü tutsaklıktan kurtararak, din adına devletten kurtulmak, cihattır.
Zeynep Sayın
Sayfa 90 - Metis Yay.
Allah'a giden yol insandır. Allah'a giden yol politiktir. Bu ise eylemde, sokakta, meydanda, ölümün sınırındadır. Ne var ki dünya, peygamberlerle kurtulmamıştır. Velilerin velayetiyle sürmektedir kurtuluş: dünyayı dünya kirinden kurtaracak olan gnostikler, dünyevi ulemaya karşı savaş açmıştır. Diriliş, ulemadan da devletten de kurtulmaya bağlıdır.
Zeynep Sayın
Sayfa 90 - Metis Yay.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm Terbiyesi
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053161134
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Zeynep Sayın’ın çalışmalarının merkezinde imgelerin tarihselliği ve ölüm ile ilişkisi yer alıyor. Yazar bu çalışmalarının son halkası olan yeni kitabı Ölüm Terbiyesi için şunu söylüyor: “Bu kitabı yazarak, mezarı esirgenen, mezarına saldırılan ölülere yapılan kabalığa, saygısızlığa, üstüne silgi çekilen tarihe, uzun (aynı zamanda İslami) bir geleneğin bilinçaltıyla yanıt vermek, unutulmuş bir nezaket ve ölüm terbiyesini hatırlatmak istedim."
Zeynep Sayın, imgeler üzerinden bu geleneğin izinin sürülebileceğini, başka tür bir insan topluluğuna duyulan umut ve özlemlerin tarihsel zaman içinde, çok sayıda farklı topluluk ve coğrafyadan kalkıp günümüze kadar geldiğini düşünüyor:
“Ölmeden ölenlerin, baş/sız ve başkan/sız, hüküm/süz ve hükümran/sız bir sarsılmaya teslim olanların, başsızların bir araya geldiğinde oluşturduğu bir cemaat mitosu. Yolda Buda ile karşılaşırsan, Buda’yı öldür diyen öğreti gibi, hiçbir tanrıya, hiçbir öndere, hiçbir akla, hiçbir puta tapmayan, bu dünyayı bir yukarıdakine, bir ötesine teslim ederek varoluşu içinde değersiz kılmayan bir mitos…
"Kıyametin kopması aslında insanlığın doğrulmasına, uyur iken uyanmasına, uyur iken uyarılmasına, isyan etmesine bağlıdır. İsyan eden, bu dünyayı ve ahireti temellük ve temsil etmeyi bırakacak, tığ-ı teber şah-ı merdan olacaktır. Hiçbir kusur, mülkiyetçilik kadar kötü değildir ve bu mülke, en başta kişinin kendi başı ve kimliği dahildir.”

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Küb
  • Mehmet tatlı
  • Nurullah Aydın
  • Olric'in Kitaplığı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%25 (1)
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%25 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0