Ercan Kuşoğlu

Ercan Kuşoğlu
@Samgezgini
Üstada sormuşlar; Üstad dünyadan ne anladın? San ki bir pazar yeri dolaştım...Üç metre bez aldım, gidiyorum...
İnşaat teknikeri
Ünüverste
İstanbul
Malatya
34 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
10/10
·189 syf.··
Beğendi
·
2022 48. kitabı
Giriş bölümünden: Bu kitap, toplumsal sorunların, siyasal çatışmalar arasında gözden kaçabilecek yanları üzerinde duran denemeleri içine almaktadır. Bu kitap özellikle, düşünce alanında aşırı derecede örgütlenme ile eylem alanında aşırı gayretkeşliğin tehlikesine parmak basmaktadır. Bu kitap benim Faşizmle de, Komünizmle de neden aynı görüşte olmadığımı ve her ikisinin ortak yanından nerede ayrıldığımı açıklıyor. Denemeler, bilginin öneminin sadece bilginin doğrudan doğruya uygulama alanındaki yararlılığından ileri gelmeyip, aynı zamanda onun insan kafasına geniş ve derin bir düşünce alışkanlığı kazandırmasında da bulunduğu tezini ileri sürüyor; bu esastan bakıldığında, zamanımızda "yararsız" etiketi yapıştırılan birçok bilgide yarar bulunabilir. Bu kitapta, mimarlığın çeşitli toplumsal sorunlara, özellikle de küçük çocukların iyiliği ve kadınların durumu sorunuyla ilişkisi üzerinde bir tartışma yer alıyor. Siyasetten uzaklaşan kitap, Batı medeniyetinin belirgin nitelikleriyle, insan ırkının böcekler tarafından yok edilmesi ihtimallerini tartıştıktan sonra, ruhun mahiyeti üzerine bir tartışmayla son bulmaktadır. Kitaptaki denemeleri birbirine bağlayan genel tez, dünyanın hoşgörüsüzlükten, bağnazlıktan ve yanlış yolda bulunsa bile canlı bir eylemin beğenilmesi gerektiği inancından çok çektiği; halbuki son derece karmaşık modern toplumumuz da ihtiyacı duyulan şeyin, dogmaların gerçekliğini araştırmaya hazır serinkanlı bir düşünüş ile en bağdaşmaz görüşlere bile hakkını verebilecek bir kafa özgürlüğü olduğu tezidir...
Düşünce
Aylaklığa ÖvgüBertrand Russell · Cem Yayınevi · 20181,592 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Düşünce
Puan vermedi·256 syf.··
2020 32. kitabı
“İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir,” diyen Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” romanından bahsetmeden önce kısaca sanatçının edebi kişiliğine değinmek istiyorum. Edebi hayatına ilk olarak şiirle başlayan Sabahattin Ali daha sonra yazdığı roman ve hikâyelerinde Anadolu halkını, ezilen insanı anlatmak ister. Bunu toplumsal hayattan kesitlere yer vererek yapar. Eserlerinde aydın geçinen tabakanın, entelektüel kesimin Anadolu insanını küçümsemelerini eleştirmiş ve geleneğine bağlı içi temiz olan insanları yüceltmiştir. Sabahattin Ali, dönemindeki yazarlar gibi Anadolu halkını düşkün, sefil göstererek değil; dost canlısı ve iyiyi arayan insan olarak göstermeyi tercih etmiştir.  Toplumsal gerçekçi uslupla eserler veren sanatçı, psikolojik çözümlemelerde oldukça başarılı olmuştur. 1940 yılında Ulus gazetesinde yayımlanan ve ikinci romanı olan İçimizdeki Şeytan’da iç çatışmalara yer vererek bu yönünü gözler önüne sermiştir. Otobiyografik roman niteliğinde olduğu söylenen ‘İçimizdeki Şeytan’da aydın geçinenlerin içinin ne kadar karanlık olduğu, Ömer’in kararsızlığı, yalnızlığı ve iç hesaplaşmaları anlatılır. Toplumsal hayatın kişiler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın ‘kapana kısılmışlığını’ bu romanda görmek mümkündür.  Romanın konusu, her ne kadar Ömer ve Macide’nin aşkı ve evliliği gibi dursa da asıl konu bu “kapana kısılmışlıktır” diyebilirim. Yazarın yazdığı dönem için yoğun bir eleştiri taşıyan bu romanı ve kahramanlarını her dönemle ilişkilendirebiliriz. Romanın ön planında işlenen aşk ve evliliktir. Ancak arka planda ana fikir değerinde asıl işlenmek istenen başka bir konu vardır Romana adını veren ‘İçimizdeki Şeytan’ın fısıltılarına kulak vermemizin, yaptığımız davranışlarımıza yön vermesine, güç
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Düşünce
Puan vermedi·104 syf.··
2022 27. kitabı
Eseri özetlemek gerekirse; Çiftlik sahibesi Lübov Andreyevna’nın borçları yüzünden aile yadigarı ve içinde vişne bahçesinin bulunduğu çiftlik satışa çıkarılıyor. L. Andreyevna ise Fransa’dan kardeşi, kızı Anya ve uşağı ile çiftliğe geri döner. Çiftlik evinde ise L. Andreyevna’nın üvey kızı Varya ve yaşlı bir uşak yaşamaktadır. Ayrıca eskiden L. Andreyevna’nın ailesine hizmet etmiş bir ailenin çocuğu olam Lopahin de L. Andreyevna’yı görmek için çiftlik evindedir. Lopahin ise kendini işine adamış, zengin bir tüccardır. L. Andreyevna ve kardeşi Leonid Gayev her ne kadar çiftliği geri almak isteseler de bu mümkün değildir çünkü çok fazla borçları vardır ve çiftlik için istenen parayı karşılayamamaktadırlar. Uzun bir zaman vişne bahçesi için çareler aramış olmalarına rağmen bahçenin satılmasına engel olamamışlardır. Açık artırmaya çıkarılan vişne bahçesini satın alan kişi ise Lopahin’dir. Lopahin, vişne bahçesine yazlık evler inşa ettirip bu evleri İngilizlere kiralamayı düşünür. Böylece çiftlik boşaltılır ve herkes yeniden kendi düzenini kurmak için çiftlikten ayrılır. Eserde bazı simgelemeler ve ayrıntılar olduğu için kısa bir özet geçme gereği hissettim. Şimdi bu ayrıntılara bir göz atalım; Çehov, eserinde büyük bir ölçüde Çarlık Rusya’nın sosyal yapısına, değişen sosyo-ekonomik hayatına, yükselen burjuva hayatı ve yok olmaya başlayan aristokrat kesimi ele alır ve ince göndermelerde bulunur. Bu nedenle oyunun bazı bölümleri sansüre uğrayarak yayımlanmıştır. Oyunun odak noktası olan vişne bahçesi eski ve feodal yaşamın bir simgesi olarak ön plana çıkmıştır..
Vişne BahçesiAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,1bin okunma
Düşünce
7/10
·179 syf.··
2022 42. kitabı
Friedrich Nietzsche: Merhabalar 1k Gezgin ve Gölgesi; kapakta insanca pek insanca -2 yazıyor. Öncelikle şunu söyleyeyim insanca pek insanca kitabını okumamış olmama rağmen bu kitabın ilk kitap olan "insanca pek insanca" kitabı ile alakası olduğunu düşünmüyorum tip olarak benzeyebilirler lakin kitap tamamen kendine özgü bir kitap. Kitabın ilk iki sayfasında gezgin ve gölgesinin diyalogu var. Burada gölge gezgine kendi felsefesini anlatacağını söyleyip kitaba başlıyor. Kitap tam tamına 350 başlıktan oluşuyor. Bu başlıklar birbirleri ile hem bağlantılı hem bağlantısız yani şöyle 4-5 başlık bir temayı oluşturuyor. Sonra konu başka bir noktada beliriyor. Kitabın içeriğine gelelim. Ahlak, edebiyat, müzik(neredeyse bilinen tüm klasikçiler Chopin Mozart v.s), Alman felsefesi ve filozofları, moda ve politika yani ne isterseniz var. Özellikle bu kitabı okumak isteyenlere şunu tavsiye ediyorum. 284. Başlık olan "Gerçek Barışın Aracı" başlığını açıp okuyun kitabın ne anlatmak istediğini anlayacaksınız. Neredeyse bütün başlıkları 2-3 defa okumanız gerekiyor ki bir anlam çıkarabilesiniz. Ben böyle yapmak zorunda kaldım tabi sizde gerekmeyebilir bu ihtiyaç. Sözü fazla uzatmadan kitapla ilgili kendi düşüncelerimi söyledim. Bence oldukça iyi ve insanın sorgulayıcılığını hat safhaya çıkaran bir kitap. Herkese iyi okumalar dilerim...Ercan kuşoğlu...
Düşünce
Gezgin ve GölgesiFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,174 okunma