Doğayla yakın ilişikisi olan ve onun gereksinimlerini bilen herkes gibi, çok sabırlı biriydi ve saatlerce hatta günlerce hiçbir şeyi umursamadan, hiçbir şeye öfkelenmeden bekleyebilirdi.
Nikita, çırpınıp duran gömleğe bakarak "Bak şu kadına, bayram gelmiş çamaşırlarını toplamayıp dışarda bırakmış; ya çok tembel ya da ölüm döşeğinde çok hasta biri olmalı" dedi.
İnanç insanın varoluşunun anlamına ilişkin bilgidir ve ancak bu bilginin sonucunda insan kendi kendisini yok etmeyip yaşamını sürdürebilir. İnanç, varoluşun gücüdür. Bir insan yaşıyorsa bir şeylere inanıyordur. Eğer bir şeyler için yaşamak gerektiğine inanmasaydı, yaşıyor olmazdı. Eğer insan fani olanın aldatıcı doğasını görmüyor ve fark etmiyorsa fani olana inanıyor demektir. Fani olanın aldatıcı doğasını kavrayabiliyorsa sonsuza inanmak zorundadır. Bir inancı olmadan yaşayamaz.