Sane

Sane
@Sane
Hacettepe Üni. Psikoloji
Bütün mutluluklar birbirine benzer fakat, mutsuzluğun kendine has bir hikayesi vardır. Mutsuzluğun kendi zatında uzun, lirik bir hikayesi vardır. Yaşayanlar bilir.
Reklam
Hava nasıl oralarda? Issız mı yine? Günbatımı hala ateş kırmızısı mı? Orman yolundaki kuşlar şarkı söylüyorlar mı? Yollamaya cesaret edemediğim mektubu kabul eder misin? Söylemeye cesaret edemediğim itiraflarımı dinler misin? Zaman geçecek mi? Güller solacak mı? Şimdi elveda deme vakti Esip geçen yel gibi Gölgeler gibi Tutulmamış sözlere Sonsuza mühürlenmiş aşklara Bileklerimi öpen çimenlere ve beni takip eden küçük adımlara elveda deme vakti. Karanlık çöküyor sanki Yeniden bir mum yanar mı? Kimse ağlamasın diye ve seni ne çok sevdiğimi bil diye dua ediyorum. Sıcak bir yaz gününün ortasında uzun bir bekleyiş Babamın yaşlı yüzüne benzeyen eski bir patika Yalnızlık bile yabani bir çiçek gibi ürkek, yüzünü çeviriyor. Nasıl sevdim seni Sessiz şarkını duyunca nasıl titredi kalbim Dualarım seninle Kara nehri geçmeden önce Ruhum son nefesiyle
Şiir
Proleter anneler çocuklarını dışlamışlardı, ama bunu yaparken kuşkuya yer bırakmamışlardı. Çocuklar dışlandıklarını biliyorlardı; sokağa döküldüler ve kendilerine yeni yoldaşlar buldular. Durumlarında hiçbir kaçamak yoktu. Dünyalarını - iyi de olsa kötü de olsa- tanıyorlardı ve kendilerini dünyalarına yerleştirebildiler. Oysa orta sınıfın genç kadınları ailelerinde hep aldatılmışlardı. Onlar hala sever gibi görünen anneler tarafından dışlanmışlardı. Kaygılarının gerçek kaynağı sadece dışlanma değil, buydu. Daha derin kaynaklardan gelen kavrayışları karakterize eden bu anlık aydınlanma ile, kaygının, içinde olunan dünyayı tanıyamamaktan, kişinin kendini, kendi varoluşuna yerleştirememesinden geldiğini gördüm.
Anlayış ve sevgi, sadece yaşla gelen bir bilgeliği gerektirir. Ama bu bilgeliğin gelişiminin en yüksek noktasında ortadan silineceğiz. ... Her birimiz sadece yıldan yıla sararan bir anı olacağız.
Mit terimini bugünkü saptırılmış asılsızlık anlamında kullanmıyorum. Böylesine bir hataya ancak, deneysel olgu toplama iptilasıyla kendisinden geçip, insan tarihinin çok daha derin bilgeliğine kendisini kapatan bir toplum düşebilirdi.
Reklam