Benim için ‘alem’ dibini göremediğim dehşetli bir yerdi. Kesinlikle, öyle her şeyimle çabalayarak her şeyi belirleyebileceğim kolay bir yer de değildi.
Tanrıdan bile korkuyordum. Tanrının sevgisine inanmıyor, sadece cezalandıracağına inanıyordum. İnanç. Bu, sadece tanrının kamçısını yemek için boyun eğerek mahkeme kürsüsüne ilerlemek için gerekli bir şey gibiydi. Cehenneme inansam bile, bir türlü cennetin varlığına inanamıyordum.