Karanlık insanlar denir; insanların dünyasında zavallı, yenik, ahlaksız olanları ifade eden bir sözcük galiba. Ben kendimin doğuştan karanlık bir insan olduğumu hisseder, alemde şu karanlık insan diye parmakla gösterilen biriyle karşılaştığımda, mutlaka içimde bir rahatlama uyanırdı.
Fahişeler, benim için ne insandı ne de kadın. Beyinsiz hatta çılgın gibi görürdüm onları ve koyunlarında kendimi çok rahat hisseder, rahat rahat uyurdum. İnsanı üzecek ölçüde bir parça bile ihtirasları yoktu. Belki de kendimin onlarla aynı türden olduğumu hissediyordum, her zaman o fahişeler bana bunaltmayacak ölçüde samimiyet gösterirlerdi. Art niyetsiz, bir şeyler satmaya çalışmayan, belki bir daha hiç gelmeyecek bir insana karşı samimiyet. O beyinsiz, çılgın oldukları hissine kapıldığım kadınlarda Meryem’in halesini gerçekten gördüğüm geceler de olmuştu.