Pessoa

Pessoa
@Sapareaudee
”Başka başka kişiler oldun sen, Bütün başkaları oldun. Ama asla kimse olmadın.” “Bu gölge, gölgesi olduğu şeyi arıyor” “Ağrılar tek kalıplı, düşler akışkandır”
Ahhhh Elena Ferrante ne olağanüstü akıllı, muhteşem bir yazarsın sen...
9/10
·360 syf.·
2021 5. kitabı
Elena Ferrante’nin nasıl bir kurgu cambazı, nasıl bir içgörü akıtanı, nasıl bir hikaye anlatıcısı olduğunu; her kitapta şaşırarak ve hayranlık duyarak takip ettim seriyi. Napoli romanları dışındaki eserlerine de mutlaka bakacağım. İlk kitapta ya da süreçte yarım bırakan bir okur, bu epik öyküye ve kendine haksızlık etmiş olur. Kitapların muhteşem bir finalle sonlanması değerlidir, ama bundan daha kıymetli olanı, oluş sürecine finalde de ihanet etmemesidir. Ne çok hayranlık duyulası anlatımlara başvurmuş, ne benzersiz imgeleri ustalıkla birbirine iliklemeyi başarabilmiş Ferrante. Karakterlerini çoğu yerde çırılçıplak bırakarak, yer yer okur nezdinde itibarlarını yitirmelerine izin vererek, samimi bir sevgi ve saygı kazanmalarını da bu sayede sağlayarak, nasıl da güzel bir canlılık yakalamış. İnsan tabiatının anlaşılmaz taraflarına, ilişkilerine dair bu ölçüde bir dürüstlük dozunu tam kıvamında tutturabilmekle yetinmemiş, üstüne giderek tuz bir metine dönüşen, bu zahmetli epik anlatıyı da edebi tuzaklara düşmeden ortaya koyabilmiş. Ferrante’nin bu anlatı şöleninden oburca bir okuma iştahıyla, doyumla ayrıldıktan sonra benim için dizi biraz yavan kalsa da zaman bulamayacaklara diziyi, elbette öncelikle kitapları öneririm. Ahhhh Elena Ferrante ne olağanüstü akıllı, muhteşem bir yazarsın sen... Vedalaşmanın zor olduğu bir seri idi, insanı gerçek anlamda yerle bir eden, duygusal gücü ve etkisi yüksek tam bir başyapıt...
Benim Olağanüstü Akıllı ArkadaşımElena Ferrante · Everest Yayınları · 20153,491 okunma
Reklam
SINIRSIZLANMA’nın gücüyle silinebilmek mümkün mü?
9/10
·512 syf.·
2021 8. kitabı
Ahh kunduracının kızı Lila, Kennedy’nin karısına öykünen Lila, sanatçı ve dekoratör Lila, işçi Lila, bilgi işlemci Lila, her zaman aynı yerde ama asla yerine sığmayan Lila... Seni ve senin olağanüstü akıllı arkadaşın Lenu’yu tanımak, hayatınızın girdaplarına girip gezinmek; kırılmak, onarmak, dibe vurmak, tekrar ayağa kalkmak, Napoli bataklığında yüzmeye çalışmak gibi bir deneyimdi. Bakır tencereler kaç defa patladı hayatınızda, kaç defa yeniden parladınız ve parlattınız yoksul mahallenizi, Napoli’yi ?Seninle sınırsızlanmayı hissetmek eşsizdi. Ne kadar uğraşırsan uğraş, kendini asla silemezsin. Tüm hayat izlerin Elena’nın büyüleyici satırlarından, okurların hafızasına kazındı. Elena Ferrante’nin nasıl bir kurgu cambazı, nasıl bir içgörü akıtanı, nasıl bir hikaye anlatıcısı olduğunu; her kitapta şaşırarak ve hayranlık duyarak takip ettim.Diğer kitaplarına da mutlaka bakacağım. Vedalaşmanın zor olduğu, insanı gerçek anlamda yerle bir eden, duygusal gücü ve etkisi yüksek tam bir başyapıt...
Kayıp Kızın HikayesiElena Ferrante · Everest Yayınları · 20251,412 okunma
Puan vermedi·300 syf.·
2020 180. kitabı
Kuşkusuz, kutsanmış mabetleri yıkmak isteyen birçok okur için, tıkanık çocukluk hislerine kuvvetli bir tazyiktir bu kitap. Özellikle kimi bölümlerde okurken nefes alamadım, yutkundum... Yetişkinlik hallerimin nedenleriyle yüzleşmek, kalbiminin neden bu halde olduğuna dair unuttuklarımı hatırlamak zorlayıcı bir deneyimdi. Nihan Kaya’ nın kitapta anlatmaya cesaret ettiği, böylesine cüretkar ve sert bir tavır takınarak değindiği (iyi ki) pek çok mevzuda kendimi, çocukluğumu, olma halimi bulup yakaladım. Birçoklarımızın kutsalı olan, oldurulan aile kurumuna dair yeniden düşünüp, derinleştim. Ciddi bir tartımdan geçtim, çocukluktan yetişkinliğe ağır basan duygularımı ölçtüm. Açıkçası 7 yaşından bu yana çeşitli pozisyonlarda içinde bulunduğum eğitim kurumlarının yoz, itaat kültürünü besleyen, tornadan geçirme sistemiyle yüzleşmek oldukça güçtü. Daha çok okura, bilhassa ebeveyne ulaşmasını dilerim...
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Puan vermedi·376 syf.·
2019 1. kitabı
Kötülükleri göğsünde taşıyan, göğsünde kan pompası yerine vicdan taşıyan bir adamın hikayesi. Hepimizin hikayesi... Bir güzel düş mü yoksa karabasan mı olduğunu anlamadan geçen ömrümüzün, satırlara sıkıştırılıp, bize fırlatılmış hali gibi bir roman. Ziya’nın “beni buldular” cümlesi kadar sarsıcı pek az son okumuşumdur hayatta. Zaman zaman aklıma geliyor bu cümle. En çok mengene gibi sıkan, hiçbir yaşam alanı tanımayan, özgürlük nedir bilmeyen, kepazeliklerden inşa kara kamudan kaçıp kurtulmak istediğimde... (Ve işte yine o anlardan birinin zoru yazdırıyor bu metni) Ziya keşke saklanacak bir delik bulabilsek... Keşke bulamasalar bizi...
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
9/10
·192 syf.·
2020 165. kitabı
Efendimiz idris Âmil Hazretlerinin, eteklerinde namaz kılacak cins-i latif bulma serüvenini gülümseyerek okudum. Âlâ. İhsan Oktay Anar’ın nüktedanlığına, rafine hicvine vuruldum. Maaşallah! Herkes okusun ve hayat yolunda muazzam merhale kat edip yüksek mertebeye erişmiş efendimizden feyz alsın diye de, burada birkaç lakırdı etmeyi kendime vazife bildim. Can kurban! Hey! Hey! Hey! Malumunuz, efendimiz “Hüüüüüüüüüüp! Jjjjjjjt! Nah-ha!” nidâsı, daha doğarken Versay’da yaşayan güneş kralının taht salonunu çınlamıştı. Sonrasında da âhenkle titreşip, mest eden bir şarkı gibi pastırma ve soğan kokusu refâkatinde yerli yersiz peyda olan bu mübarek nidâ, hazretlerimizin tüm zamanlarına eşlik etmiş, kaçınılmaz bir biçimde de biz okurların gönlünde yatıya kalmıştı. Burada sünnetli doğan efendimizin “Allah dostu” mu, yoksa zât-ı nâmuhterem bir “gavat” mı olduğunu söylemek bana düşmez. Ha şöyle!! Doğrusu İdris Âmil Hazretleri pek bir acaib-i mucizat. Kuşkusuz kendileri, cümle alemin ortalaması olan mükemmel insan; homo ınnosens. Külhanbeyliği, şairliği, oyunculuğu ve elbette hırsızlık sanatının icracısı olma yönüyle, dudak uçuklatacak cinsten hakiki bir kahraman... Öte dursun! Onun suretidir ki; ressamların erişmek istediği güzellik, feylesofların aradığı hakikat, her teoremin tek ispatı, her nazariyenin yegâne delili.... Evet o, âdeta kâinatın merkezi... Hâşâ! İhsan Oktay Anar bu kitabında marazları ve arızaları bambaşka bir anti-kahramanla tanıştırıyor okurunu. Ve bu anti-kahramanı efendimiz, hazretlerimiz gibi türlü yakıştırmalarla binbir olmazlarla anlatıyor. Sanki tanıyoruz biz bu gâliz kahramanı, ısırmakta gözümüz içimizde bir yerden. Sanki efendimiz ulular ulusu İdris Âmil Hazretleri, tüm insan soyunun “kötü” birer bileşkesinden inşa... Herkes gibi,
Galiz Kahramanİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20144,074 okunma
Reklam