Oysa çok değil, sadece çocuk olmaktı istediğim. Savaşta çocuk olmak, birkaç bidon taşıyabilmek, bidon dolusu kızağı çekmek, büyük bir hızla koşmak, kurşunlara yakalanmamak ve sık sık aç kalmak, yıllar boyunca verilen aynı yemeğe hayır dememekti.
Okul demişken normal kitapların ve defterlerin olmadığından bahsetmiştim. Karnelerimiz de aynı kitaplar gibiydi. Küçük iki kağıt parçası üzerine ders adları ve notlar yazılırdı. Tabii pek de zayıf alan yoktu. Zaten vurulmadan okula varmak en zor dersten geçmek demekti.
Yakar top oynamak, ip atlamak gibi oyunlar bir yana beden eğitimi dersi olarak bombalardan ve keskin nişancıların attığı kurşunlardan nasıl kaçacağımızı öğrenirdik.