İlhan Çelik

İlhan Çelik
Şiir ve düzyazılarımdan oluşan kitabım Dokuma Sözler - İlhan Çelik Link: ilhancelik.taplink.bio - Çevrim içi edebi topluluğum: taplink.cc/ilkguz
Reklam
8/10
·77 syf.·
2026 11. kitabı
Stoacı felsefenin kinik tarzı yorumlaması. Çok fazla bir değerlendirme sunma taraftarı değilim. Yeterli bir yorum getirebileceğimi de düşünmüyorum. Fakat detaylarda kaybolmadan, özünden bahsedecek olursak, Seneca'nın bir insanın yaşam felsefesinin mantıken ve ahlaken ne olması gerektiğini, döneminin aklı, yine o dönemde yaşanan bazı olaylar ve var olan diğer felsefi görüşler etrafında belirttiği eseri. Aslında iki eser çünkü iki ayrı denemesinin birleşimi olarak ele alınmış ki birbirini tamamlayan bir biçime kavuştuğu söylenebilir. Okurken aralarındaki bağlantı fark edilebiliyor. Stoacı felsefe bana her zaman en makulü gelmiştir, sanırım karakterim de buna uygun düşüyor. Ancak dürüst olmak gerekirse günümüz şartlarında, dünyasında bu sandığımız kadar kolay değil. Eminim ki, (bilemesek de varsayabiliyoruz) o dönem için de bu söylenebilirdi. Fakat on sene öncesi ile şimdi arasında bile uçurumlar varken dünyanın hiç olmadığı kadar kötücül düşüncelerle sarmalandığını, çok fazla (yerli-yersiz) bilgi akışına kapıldığımızı ve kafamızı gerek bireysel gerek toplumsal paydada çokça doldurduğumuzu biliyoruz. Bu durumda, ahlak ve mantık esnetilmeye, bozulmaya ya da tümüyle yok edilmeye hiç olmadığından daha müsait. Üstelik bazen istemeyerek buna biz de zorlanıyoruz. Ancak Seneca da aslında tam da buna değiniyor; ilkelerinden öyle şaşmayacaksın ki ölüme bile gitsen kendinden ödün vermeyeceksin. Maalesef bunu (bence) sağlayan onur ve (olumlu anlamda) gurur kavramlarının da içleri oyulmuş durumda.
Felsefe
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,6bin okunma
8/10
·272 syf.·
2026 10. kitabı
Nasıl anlatsam, nereden başlasam denilenlerden. Sansürsüz sürümünü okudum, sansürlü sürümünü de inceledim. Dönemine kafa tutan eserlerden. Gotik tür, yazarın hayatının da parçası olan estetik algısı ve onun felsefesi ile harmanlanmış. Yazar kendisini üç parçaya ayırarak karakterlerine yedirmiş. Bunlar bazen (yazarın özellikle bu kitaptan dolayı yaşadıklarını da okuduğunuzda) belirgin şekilde gözler önüne seriliyor. Esasında eser (o dönemlerde bir moda haline gelen "portre/tablo/çizim" teması olarak) basit bir anlatıya ev sahipliği ediyor. Onu farklı kılan iki yanı var. Biri, yazarın o dönemde yasak görülen eşcinselliğini kitaba kodlaması (ki anlattıkları günümüzde hafiften öte kalıyor artık) diğeri ise estetizm görüşünü uzun betimlemelerle vermesi. Wilde'ın okuduğum tek eseri olduğundan diğer çalışmalarıyla kıyaslama yapamasam da, onun yazmayı ama daha ziyade anlattıkça anlatmayı seven birisi olduğunu bu kitapta gözlemleyebiliyoruz. Özellikle sevdiği (somut ya da soyut temelli) konuları derinlemesine vermeyi görev edinmişçesine yerine getiriyor. Öyle ki bazen hızlı bir dünya turu attıracak cinsten örneklemeler ya da sözlük açtıran, araştırmaya sevk eden anekdotları anlatımlarını süslüyor. Bu, hem ağdalı bir örnek yaratıyor hem de zihin açıcı. Bunun ise (en azından günümüz okurunun algısı için düşünürsek) dengede olmadığı noktalarda kopukluk yaşanabiliyor. Özellikle sansürsüz sürümündeki (abartmıyorum) kitaptan uzun notlar ve referans bilgileri öylesine çok ki, olay örgüsünden kopmak pek olası. Elbette notları yazan yazar değil fakat bu notların gerekliliği yazarın dilinden ve atıf yaptığı gerek yerel gerek dönemsel gerek kültürel gerek mitolojik ögelerden ötürü vuku buluyor. Bunların varlığı olmasa kitap çok hızlı ve kolayca okunabilir hatta eminim ki uzunluğu üçte
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,1bin okunma
6/10
·88 syf.·
2026 9. kitabı
Kitaplığımda en çok esere sahip yazarın hâlâ vakit tanıyamadığım kitapları var. Bir önceki okumamdan sonra yine Wells'ten kısa bir tanesine daha yer vermek istedim. Bu kitabı hep bir kurgu eser zannediyordum ancak değilmiş. Kurgu zannetmemin sebebi de en bilinen romanlarından biri olan Dünyalar Savaşı. Tabi orada uzaylılar var. Bizim (insanlık) savaşlarda uzaylılar hep karşı taraf. Konu Birinci Dünya Savaşı. Bu kitapta da o dönemlerde (1914) yayımlanana on bir adet makalesi mevcut. Bunların hiçbiri niyeyse tarihlendirilmemiş. Önceki kitap değerlendirmemin üstüne tekrara düşüyorum ama editörler şu işi hakkını vererek yapmaya başlamalı sahiden. Tarihi bir anlatının içinde yazılanların ne zamana dayandığını bilmek (bence şart iken), özellikle de tarihi okumalar yapan okurlara hitap edecek bu kitapla ilgili daha somut ve anlaşılır çıkarımlarında yardımcı olabilirdi. Fakat öylece çevirip bırakmakla yetinmişler. Peki. Wells bir İngiliz olduğundan zamanla belki de propagandaya evrilen yazılar okuyoruz. Kıvrak bir şekilde yazdığından bu tavrını ince bir çizgide tuttuğunu düşünüyorum. Yani evet, bunu yapmak istiyor ama bir yandan da objektif bir biçimde ele alıyormuş gibi davranıyor. Makalelerinde genel olarak önce karşı taraf Almanya, onun liderleri ve amaçları hakkında düşüncelerini dile getiriyor. Zamanla (ama ne kadar süre sonra bilmiyoruz, keşke bilebilseydik...) devam eden makalelerde İngiltere'den, Avrupa'nın birlikte ve destekleyici biçimde hareket etmesi gerektiğinden bahsediyor. Bir diğerinde ise konu ABD'ye geliyor. Durumu, bir zamanlar Avrupa'dan göçen ve köklerinin oraya bağlı olduğunu bildiği ABD'ye aktarırken (yardım istemediğini birkaç kez dile getirse de) yardım istiyor. Hatta bunu (gururdan mıdır yoksa güçsüzlüğü belli etmeme çabası mı bilemem) biraz
Edebiyat
Tüm Savaşları Bitirecek SavaşH. G. Wells · İthaki Yayınları · 2020196 okunma