Stoacı felsefenin kinik tarzı yorumlaması. Çok fazla bir değerlendirme sunma taraftarı değilim. Yeterli bir yorum getirebileceğimi de düşünmüyorum. Fakat detaylarda kaybolmadan, özünden bahsedecek olursak, Seneca'nın bir insanın yaşam felsefesinin mantıken ve ahlaken ne olması gerektiğini, döneminin aklı, yine o dönemde yaşanan bazı olaylar ve var olan diğer felsefi görüşler etrafında belirttiği eseri. Aslında iki eser çünkü iki ayrı denemesinin birleşimi olarak ele alınmış ki birbirini tamamlayan bir biçime kavuştuğu söylenebilir. Okurken aralarındaki bağlantı fark edilebiliyor.
Stoacı felsefe bana her zaman en makulü gelmiştir, sanırım karakterim de buna uygun düşüyor. Ancak dürüst olmak gerekirse günümüz şartlarında, dünyasında bu sandığımız kadar kolay değil. Eminim ki, (bilemesek de varsayabiliyoruz) o dönem için de bu söylenebilirdi. Fakat on sene öncesi ile şimdi arasında bile uçurumlar varken dünyanın hiç olmadığı kadar kötücül düşüncelerle sarmalandığını, çok fazla (yerli-yersiz) bilgi akışına kapıldığımızı ve kafamızı gerek bireysel gerek toplumsal paydada çokça doldurduğumuzu biliyoruz. Bu durumda, ahlak ve mantık esnetilmeye, bozulmaya ya da tümüyle yok edilmeye hiç olmadığından daha müsait. Üstelik bazen istemeyerek buna biz de zorlanıyoruz. Ancak Seneca da aslında tam da buna değiniyor; ilkelerinden öyle şaşmayacaksın ki ölüme bile gitsen kendinden ödün vermeyeceksin. Maalesef bunu (bence) sağlayan onur ve (olumlu anlamda) gurur kavramlarının da içleri oyulmuş durumda.