İlhan Çelik

İlhan Çelik
Şiir ve düzyazılarımdan oluşan kitabım Dokuma Sözler - İlhan Çelik Link: ilhancelik.taplink.bio - Çevrim içi edebi topluluğum: taplink.cc/ilkguz
Reklam
8/10
·494 syf.·
2026 17. kitabı
Tam anlamıyla bir klasik olan bu roman muhtemelen birçoğumuzun küçük yaşlarda da okuduğu bir eser. O zamanlarda okuduğumuzun aksine şimdi daha geniş bir perspektiften yorumlayabildiğimiz için ne kadar değerli ve vurucu olduğu da anlaşılıyor haliyle. İki ülkenin, şehrin, sınıfın, bedenin hikâyesi bu eserde zıtlıkların yanı sıra ortak noktalar da mevcut. Her karakter deyim yerindeyse ana karakter durumunda. Öne çıkan karakterlerin bulunması bu durumu değiştirmiyor. Her biri gidişatta önemli bir rol oynuyor. Tarihi kurguların tümünde bile sık karşılaştığımı söyleyebileceğim bir biçim değil bu. Kitabı aristokrasi mensubu kişilerin tarafından okusak da, bu güruhun uyumsuz karakteri ile aslında olabildiğince denge getirilmeye çalışılmış. Bir taraf diğerine ağır basmıyor, yazar buna izin vermiyor. Ne lanetliyor ne yüceltiyor. Diyor ki, her ne görüşe sahip olursak olalım insan birdir. Ancak işin özünde biliyoruz ki, insan aynı zamanda (maalesef) bencildir. Sürecin devamında, ezilen taraf devrimi gerçekleştirirken tıpkı güç sahiplerinin kendilerine uyguladığı zulmü onlara uyguluyorlar. Yaşadıklarını yaşatıyorlar. Bunu da adaletli buluyorlar ki adaletin kendisini de aslında pek umursamıyorlar. Yani menfaatleri için kurdukları düzende devam edilmesi için ölüyor, öldürüyorlar ve bunu yaparken sakınca görmüyorlar. Bunu doğru ya da yanlış olduğu için söylemiyorum. Zaten kitap da bize bunu veriyor. Sen ne düşünürdün, diye soruyor. Bense keşke bu kitabın diğer gözden anlatılmış bir devamı (ya da aynı kitap içinde iki ayrı açıdan yorumlanması) olsaydı diye düşünüyorum. Nihayetinde devrim yanlıları nefret ettikleri kişilere dönüşüyorlar. Değişen sadece yönetim sistemi ve isim oluyor. Şiddet ise daha kanlı, net ve "keskin". Sorgulamamız da buna göre şekilleniyor elbette: Kim haklı,
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
8/10
·336 syf.·
2026 16. kitabı
"Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" kitabının hemen ardından okudum. Bu da net bir 8 yıldız dediğim kitabı oldu. Neden yazarın bilinen bir kitabı olduğunu okuduktan sonra anlayabiliyorsunuz. Distopik gidişatı, beklenmedik bir pandemiyi, neredeyse kıyamet sonrasına dönmeye yakın bir senaryoyu toplum bazında görme imkânı yakalıyoruz. Kişisele indirgersek de, aynı kaderi yaşayan ve acıyı paylaşan insanların kenetlenebildiği kadar birbirinden nefret edebildiğini görüyoruz. İnsanın mantığını, ilkelerini, duygusallığını kaybedip özüne yani ilkelliğe dönen hayvani içgüdüleriyle hareket ettiğini, etmezse hayata kalamayacağı düşüncesiyle yaşadığını okuyoruz. Böyle bir durumda mesleklerimiz, yaşımız, cinsiyetimiz, ahlakımız, bağlı olduğumuz değerler ne kadar önemli, nereye kadar yardımcı olabilirler bizlere? Yaşama tutunmak için nelerden vazgeçilebilir? Görememek, gözlere olduğu kadar kalbe ve beyne de aynı körlüğü yaşatır mı? 2008 yapımı filmini tavsiye etmeden bitirmeyeyim. Bana kalırsa kitabı derli toplu bir şekilde ele almış. Uzun zamandır bir adaptasyonun böylesine iyi iş çıkardığını söyleyebilirim hatta. Saramago'ya bir süre ara verecek olsam da elbet döneceğimin bilinciyle bu eserini sonlandırdım. İyi ki yazmış dedirten yazarlardan. Bu Portekizlilerde bir şey var. Belki biraz da bize benzer insanlar olduklarındandır.
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
8/10
·236 syf.·
2026 15. kitabı
Saramago ile tanıştığım kitap oldu. Ne mutlu ki artık buluştuk. Güzel bir karşılama oldu. Kitap distopik bir anlatıya sahip. Ölümün yoksunluğunun toplumda uyandırdığı duygular ve beraberinde gelişen durumlar hakkında varsayımlarda bulunmuş yazar. Ölümün var olmaması gibi bir durum yaşantımızda (henüz) söz konusu olamayacağından çoğumuzun aklına düşmeyecek bir tema bu aslında. Konu ise ölümsüz olmak değil, ölememek. Çok bir fark yokmuş gibi görünse de öyle değil; kitap da zaten bunu irdeliyor ve iyice veriyor. Zira öyle durumlar gelişiyor ki insanlar yaşamın sürekliliğinden çok ölümü özler oluyorlar. Farklı meslek kollarına ve düşünce yapılarına yansıyan olumsuz yanların cereyan etmesi, hükümetin kontrol kaybı ve çaresizliği ya da toplumun amaçsızlığı iyice verilmiş. Saramago, düşünülmeyen üstünde düşünmüş ve bunu harika kurgulamış. Bu noktadan sonrası sürpriz kaçırabilir: Ancak kitap iki bölümden oluşuyor demek doğru olur. Hemen hemen ilk yarısı, ölümü daha soyut ve toplum üstünden ele alan bir yapıya sahip. Kalanı ise ölümü insanlaştırarak devam etmiş. Bu ana kadar hiçbir karakterin olmaması da dikkat çekici idi. Ancak ölüm ve etkileşime geçtiği bir müzisyen ile birlikte kurgudaki roller artık belirginleşiyor, olay daralıyor ama verilmek istenen de başka bir anlam kazanıyor. Ölüm, bu defa somut ve "kanlı canlı" bir şekilde önümüze çıkıyor. Mizacını, karakterini, kişiliğini tanımaya başlıyoruz. Bu zamana dek oluşturulan gizemli yapısının ardından onu tanıdıkça şaşırıyor, gülüyor ve merak ediyoruz. Yazarın kendine özgü yazım tarzı muhtemelen Saramago'yu tanıyan ya da tek bir kitabını bile okumuş herkesin bileceği bir husus. Bir bilgi verelim: Bu kitaptaki nokta kullanımı, virgül kullanımlarına nazaran yaklaşık beşte biri kadarında. Evet, bilmeyenler için Saramago
Edebiyat
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma