Yazarın diğer öykülerinden (Hesaplaşma) gelen alıntılarla paralel, “Gülbeyaz” da bireyin içe dönük yolculuğunu işler:
“Hesapla, planla, stratejiyle ilişki yaşayan insanlardan değildim. Her şeyimle şeffaftım, doğaldım.”
Aslında bunu demek istiyor: Hülya da tıpkı bu ses (anlatıcı) gibi yapaylıktan arınmış, kendine ait duruşu olan bir karakterdir. Tekinsizlikle kendini savunma dürtüsü iç içedir.
“Kendi evimde kendi odamda bir yalnızlık imparatorluğu kurmuştum. Askerlerim ve koruyucularım ise kitaplarımdı.”
Aslında bunu demek istiyor: Hülya’nın iç dünyası, dış gerilime karşı inşa edilmiş bir kale gibi. Bu kale, onun en güçlüsüdür çünkü kitaplarla örülüdür – duygu ve düşüncelerin ejderhalarına karşı.
Belki incecik bir kitaptı ama konusu itibariyle dolu doluydu.Okurken insanı düşündüren,sorgulatan acaba? dedigim anlar çok oldu.
Bu hayattan acısıyla tatlısıyla geçip gidiyoruz,en azından kimselere yük olmadan kimsenin hakkına girmeden yaşayalım..
Arada bir vicdan muhasebesi yapsak ,olaylara karşı empati yapabilsek, belki hayatımız daha da anlamlı olabilir..
Yazarın Savaş Aşçı ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılı buldum.Keyifle okudum..Nice kitaplarını okumak nasip olsun..
Özellikle şu cümlelerde belirttiği gibi duygular hissediyorum son zamanlarda.Yazar Savaş Aşçı duygularıma tercüman olmuş:
"Kendi evimde kendi odamda bir yalnızlık imparatorluğu kurmuştum. Askerlerim ve koruyucularım ise kitaplarımdı. Her gün sayfalarca okuyor, notlar alıyordum.."
Güzel kitaplara rastlayalım ve bol bol okuyalım..
Keyifli okumalar dilerim..