Tehlikenin korkusu, gözle görülür bir tehlikenin kendisinden on bin kez daha ürkütücüdür. Endişenin yükü bize, endişe duyduğumuz kötülükten katbekat büyük gelir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
…Ardından nankör öfkemi kendime yöneltip içinde bulunduğum yalıtılmış duruma söylendim; o anda yeniden kıyıda olmak uğruna neler verirdim! Nitekim zıddıyla gözümüze sokulmadan içinde bulunduğumuz gerçek durumu asla göremiyor, hep fazlasını istemekten sahip olduğumuzun değerini bilmeyi beceremiyoruz!
Durumumun parlak tarafına daha çok, karanlık tarafına ise daha az bakmayı ve yoksunluğunu çektiğim şeyden çok, keyif aldığım şeyin değerini bilmeyi öğrenmiştim ve bu da bazen bana tarif edemeyeceğim gizli bir huzur veriyordu ki bunu burada Tanrı’nın kendilerine verdikleriyle avunup sefasını süremeyen çünkü onun kendilerine vermediği bir şeyleri görüp bunlara göz diken o hoşnutsuz kişiler kafalarına soksunlar diye dikkatlerine sunuyorum. Bence elde edemediklerimizle ilgili bütun huzursuzluğumuz, sahip olduklarımız için şükretme huyumuz olmamasından kaynaklanıyordu.
Orada otururken aklımdan şöyle düşünceler geçti:
Bu kadar çok gördüğüm bu yeryüzü ve deniz nedir?
Hangi nedenle yaratılmıştır? Peki ya ben neyim ve vahşi ya da evcil, insancıl ya da zalim öteki yaratıklar nedir? Biz niye yaratıldık? Kuşkusuz hepimiz, yeryüzünü ve denizi, havayı ve gökyüzünü meydana getiren gizemli bir Güç tarafından yaratılmışız. Peki kim bu Güç? Ardından en dogal biçimiyle, bütün bunları Tanrı’nın yarattığı geldi aklıma. Her şeyi yapabilen Güç, her şeyi yönlendirip yönetebileceği için hepsini ve kendileriyle ilgili her şeyi çekip çeviren ve hükmeden de O’dur. Eğer böyleyse, yaptıklarının büyük döngüsü içinde onun bilgisi ve rızası dışında hiçbir sey olamaz (…)