“..inanç , gücüne başvuranların yolundaki dağları ortadan kaldırması bir yana, onları tufanı andıran sağanakların içine sokup hiç ıslanmadan çıkarabilirdi.”
“Biz ne zaman korksak, bütün bu uyuşuk halimize rağmen gazeteciler kalkıp kaygılarımızı dağıtmaya çalışırlar; onların vaatlerinden bir Düzenbazlık Antolojisi yapabiliriz. Günün birinde kutupların suyunu içeceğiz, buzullar ihtiyaçlarımızı karşılayacak; günün birinde elimizi attığımız her şey leziz yiyeceklere dönüşecek; günün birinde atıklar, okyanusların dibindeki kırık çizgilerine yığıldıktan sonra toprağın derinlerine gömülecekler; günün birinde yaşamak için çalışmak zorunda kalmayacağız ve vaktimizi eğlenerek geçireceğiz; günün birinde gezegenleri birbiri ardına kolonileştireceğiz. Ayakta uyutan bu masalları, insan türünün dörtte üçü köpeklerimizden ve kedilerimizden bile daha berbat koşullarda yaşarken yayımlıyorlar.”
- “..bana hem Katolik hem de Musevi inanç ve ritüelleri aşılandı ve son iki yıldır İslam’ı da inceliyorum. Okumaya devam ettikçe, istisnasız her dinin bir cemaat hissi uyandırdığını, ritüel ve müziği kullandığını ve mucizevi olaylara dair hikâyelerle dolu bir mitoloji geliştirdiğini görmek beni daha da şaşırtıyor. Ve istisnasız bütün dinler, eğer insan önceden belirlenmiş kurallara uygun yaşarsa, sonsuz hayat vaadinde bulunuyor. Dünyanın farklı yerlerinde birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan dinlerin birbirine bu kadar benzemesi kayda değer bir şey değil mi?”
+ “Ne anlatmaya çalışıyorsun?”
- “Anlatmaya çalıştığım şey şu ki Bento, eğer ritüel, tören ve evet, ayrıca batıl inanç da insan doğasına bu kadar derinlemesine nüfuz etmişse, o halde biz insanların bunlara ihtiyaç duyduğu sonucuna ulaşmak meşru olacaktır. ”
+ “Benim bunlara ihtiyacım yok. Çocuklar yetişkinlerin ihtiyaç duymadıkları şeylere ihtiyaç duyarlar. İki bin yıl öncesinin insanları bugünkü insanların ihtiyaç duymadığı şeylere ihtiyaç duyuyorlardı. Bence bütün bu kültürlerde görülen batıl inançların sebebi eski insanların varoluşun esrarengiz bulanıklığı karşısında dehşete kapılmasıydı. Eski insanlar en çok ihtiyaç duydukları şeyi, yani açıklamaları onlara sunacak bilgiden yoksundular. Ve bu eski çağlarda insanlar mevcut tek açıklama biçimine; doğaüstü olana sarılıyorlardı.”
- “Sayın Spinoza, kadınlara her açıdan daha aşağı varlıklar olarak muamele edilmesinin adilce olduğunu kabul ediyor musunuz? Sinagogda erkeklerden ayrı, daha kötü yerlerde oturmak zorundayız ve de. . . "
+ “Sarah” diye araya girdi Bento,..“Elbette siz kadınlar ve şehvetli bakışlarınız erkeklerden ayrı tutuluyorsunuz. Erkeklerin Tanrı'ya olan ilgilerinin dağılması doğru bir şey midir?”
- “Yani erkeklerin sürekli şehvet dolu hayvanlar olduğunu ve sırf bir kadın var diye mantıklı akıllarını yitirdiklerini söylüyorsunuz ki o kadınla her gece yan yana uyurlar. Ve sadece yüzlerimizi görmelerinin onlardaki Tanrı sevgisini fırlatıp atacağını söylüyorsunuz. Bunun bize nasıl hissettirdiğini hayal edebiliyor musunuz?”
+ “Ah ahmak kadın ah, elbette göz önünde olmamanız gerekiyor! Baştan çıkarıcı gözleriniz, dalgalanan yelpazeleriniz ve sığ yorumlarınız dini tefekküre mani olur. ”
- “O halde erkeklerin zayıf olması ve odaklanamaması kendilerinin değil kadınların suçu öyle mi? Kocam hiçbir şeyin iyi ya da kötü olmadığını, bir şeyi iyi ya da kötü yapanın zihin olduğunu söylediğinizi söyledi. Doğru değil mi?”
Bento gönülsüzce başıyla onayladı.
- “Öyleyse muhtemelen eğitilmesi gereken şey erkek zihnidir. Belki de kadınların örtünmesini talep etmektense, erkeklerin at gözlüğü takması gerekir!”