Mehmet SAYGIN

Mehmet SAYGIN
@Sayginmehmet
Yaşıyorum, o sırada bazen okuyorum, spor yapıyorum. Camus, Heidegger ve Hemingway'i severim. Bazen ekşi hesabımdan kopyala yapıştır yaparım.
"..gelgelelim, beter.. bize kısmetmiş. ölüm, böyle altı okka koymaz adama, susmak ve beklemek, müthiş kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri, asıl, bizim aramızda güzeldir hasret ve asıl biz biliriz kederi. evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. hani, kurşun sıksan geçmez geceden, anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık... ve zehir - zıkkım cıgaram. gene bir cehennem var yastığımda, gel artık..." (bkz: ahmed arif) - "artık demir almak günü gelmişse zamandan meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; / sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. (bkz: yahya kemal beyatlı) - "ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
''..ego, şahlanmış bir at üzerindeki şövalye gibidir.'' vezirdir(!) öyleyse bittabi üstben şah değil, satranç tahtası ve onun ihya ettiği her şeydir. thou shalt tiranlığıdır, içselleştirilmiş baba figürü, yargıçtır.
Psikoloji
"gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse..." Hüseyin Nihâl AtsızHüseyin Nihâl Atsız bu türkçeyle aruz yazmak zordur. büyük birikim ister.
Şiir
Şiirlerde kendine can bulabilir. "..sevmek, kimi zaman rezilce korkudur insan bir akşam üstü, ansızın yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında, yalnızlığın hınzır uğultusu fatihte yoksul bir gramafon çalıyor, eski zamanlardan bir cuma çalıyor durup köşe başında deliksiz dinlesem haftalar ellerimde ufalanıyor ne yapsam, ne tutsam, nereye gitsem...
Varoluşçuluk
Puan vermedi·488 syf.··
2026 1. kitabı
varoluşçuluk bir binaysa varlık ve zaman o binanın en sağlam kolonlarından biridir. kitap modern felsefenin yönünü değiştiren ontolojik bir eleştiridir. heidegger felsefenin özünde barındırması gereken ancak tarihsel olarak göz ardı edilegelen temel bir soruyu yeniden gündeme getirir: “varlık nedir?” batı felsefesi, tarihsel düzlemde özellikle de platon’dan itibaren var olanlara odaklanmış, bu var olanların nasıl var oldukları, yani varlıkları meselesi ise giderek unutulmuştur. heidegger, bu unutuluşa seinsvergessenheit* der ve bu durumu aşmak için temeli yeniden inşa etmeye "kalkışır". bu inşa sürecinin merkezinde bittabi, varlığı anlayabilecek ve bu soruyu sorabilecek yegâne varlık olan insan yer alır. heidegger bu varlığa sıradan bir “insan” değil, “orada-oluş” anlamına gelen dasein der. dasein, dünyada bulunan değil, dünya ile ilişkisi içinde varlık bulan, var olan, varlığına ilişkin tasarılarda bulunan bir varlıktır. onun varoluşu yalnızca biyolojik bir gerçeklik değil, anlamla iç içe geçmiş bir ontolojik yapıdır. dasein’in bu anlam yüklü varoluşu, zamansal bir yapı tarafından belirlenir ve bu zamansallıktan bağımsız değildir, olamaz. insan geçmişten gelen bir mirasla şekillenmiş, şimdinin içinde eylemde bulunan ve geleceğe yönelen bir varlıktır. bu üçlü zamansallık, dasein’in kendi olanaklarını kavramasına ve bu olanaklar doğrultusunda varoluşunu gerçekleştirmesine olanak tanır. en temel olanak ise ölümdür. ölüm, heidegger’in ifadesiyle dasein’in “en kendi”, “en son” ve “aşılmaz” imkânıdır. ölümle yüzleşmek, klişe denebilecek bir tabirle bireyin kendi sonluluğunu ve varoluşunun sınırlılığını tanımasıdır. bu tanıma, potansiyel itibariyle kişiyi gündelikliğin rastgeleliği içinden çıkararak sahici bir yaşama yöneltebilir. heidegger’e göre sahicilik*, bireyin kendi
Varlık ve ZamanMartin Heidegger · Agora Kitaplığı · 2008607 okunma