Kitaplar 3’e ayrılırmış. Bir solukta okumak istediklerimiz, okumak istemedikleriniz ve bir solukta okumak istemediklerimiz. Benim için Celile üçüncü tanıma aitti. Adeta sindirerek okumak, hiç bir ayrıntıyı kaçırmamak istedim.
Kitap Celile’nin biyografisi olarak tanımlansa da özellikle son bölümlerde Nazım Hikmet’in hayatından bahsedilmekte.
“Hapisliğimin on ikinci yılındayım
üç aydan beri de
canlı cenaze halindeyim...
ihtiyar bir kadın gelip durdu kapıda
Annem
ana oğul cenazeyi kaldırdık
ben ayaklarından tuttum o başucundan...”
Kitapta en çok etkilendiğim dizelerden biri oldu.
Edebiyat, şiir, resim, tarih, sanat, siyaset kavramlarına sık sık rastlayacağınız bir kitap. Okumaktan zevk aldım.
Teşekkürler Osman Balcıgil...
‘Zira kimdim ki ben senin gözünde? Yüzlercesi arasından sadece birisi...’
Hayatını bir adama saplantılı olarak yaşamış kadının başından geçenleri konu almaktadır. Okudukça bir kadının (şahsi fikrim olarak) yapmaması gereken ne varsa bu kitapta rastlayabilirsiniz. Daha öncesinden araştırmıştım kitabı. İki farklı yorum görmüştüm aşk mı saplantı mı? Artık eminim ki bu aşk değil, bu cesaretsizlik, güvensizlik sonucu bir insanın alabileceği en kötü hal. Bu bir insanın kendine yapabileceği en fena kötülük. Bu aşktan, saplantıdan ziyade bencillik.
En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir derler, bence aşk içinde böyle. ‘Aşk gizli kalmamalı...
Bir solukta okunacak, içinde çoğu kez kendimizden yerler bulabileceğimiz hatta çoğu zaman kendimizi kaybedip sorgulayacağımız, bitmesini istemediğim bir kitap oldu. Güne ve kitaba puanım 10/10