Bir erkeğin, eşcinsel olduğunu direkt söylemeden karısına açıkladığı uzun mektup. Bir bakıma "Sorun sende değil bendenin" edebi, samimi ve nahif bir anlatımı. Sayfa sayısına bakıp çerezlik görmeyin. Çünkü cümleler de hissi kadar yoğun. Durup düşünmeniz gereken ve birkaç kere tekrar okumanızı gerektirecek yerler var.
Toplum, görünen cinsiyetinize göre size birtakım roller yükler ve bu bazılarına yük olur. Kendinde mevcut olmayan şeyler yüzünden suçluluk hissetmeye başlar ve mutsuz bir hayatın pençesine takılır. İnsan, kimi zaman her şeyini seçemez ve içindeki eğilimin peşinden gidip ruhunu ve bedenini birbirine denkleştirerek ömrünü yaşanabilecek hâle getirmeye çalışır. O yüzden kimin ne yaşadığını bilmediğimiz için saygı duymamız lazım...
!!! SPOİLER İÇERİR !!!
İsveç edebiyatından olan bu kitap Samilerin uğradığı ırkçılığı temele alarak; kadının toplumda ikinci sınıf görülmesini, adaletin işlevsiz olmasını, doğayı ve hayvanları korumanın önemi gibi konuları öldürülen Ren geyikleri üzerinden anlatıyor.
Düz ve sade betimlemeleri ile ortamın soğuğunu ve atmosferini hissedip hikâyeye girmiştim. 9 yaşındaki Elsa'nın başkahraman olması da sıcaktı. Ama sonrasında birçok gereksiz ayrıntılara girilmesi, hikâyeye hizmeti olmayan yan karakterler derken kopmaya başladım. Asıl anlatılması gereken şeylere değinmemiş. Mesela Lasse hayat dolu biriyken neden intihar etti? Robert neden Ren geyiklerini vahşi bir şekilde öldürüyor? Hiçbir derinliği olmayan bir anlatı ile kopuk bir şekilde ilerledi ve tatmin etmeyen bir son ile de bitti. Hep bir şeyler olacak diye okuyup 472 sayfanın boşa olduğunu görmek yazarın beni enayi yerine koyduğunu hissettirdi. :) Bu kadar çok şey yazıp da dişe dokunur bir şey anlatamamak da bir yetenek olsa gerek...
ÇalınanAnn-Helén Laestadius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024173 okunma