"Acılar, sancılar, kıskançlıklar, boş umutlar, boş hayaller... İşte aşk tam olarak bu. Artık bunu kavradım. Benim anlayamadığım, böyle olduğunu bile bile bu yutturmacaya, aldatmacaya inanmamız. Bu tuhaf kandırmacanın içinde yer almak icin yanıp tutuşmamız..."
"Kötüydü, ama bilirsin, aşkı aşk yapan da budur. O derin düş kırıklığı. Sen onu deli gibi severken onun seni umursamaması... Sen onun üzerine titrerken, onun bahanelerle senden uzak durması... Ama ilişkiyi ayakta tutan da bu değil mi?"
"Hem... Hem ben onu burada kaybetmedim ki?"
"Ama burada buldun... İnsanoğlu öyledir. Olayların yineleneceğini sanır. Onu burada bulduğun için bir gün yine buradan hayatına gireceğini düşünüyorsun. Düşünüyorsun degil de, öyle hissediyorsun, öyle olmasını istiyorsun."
" 'Aşk hiçbir zaman pişman olmamaktır, ' diyordu."
"Güzel laf, " dedi Rafo. "Ama bence aşk, bin kere pişman olsan da bin kere onun peşinden gitmektir."