Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım.Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
Bu nedenle zihinsel olarak keşfedilmemiş ve varoluş vaadiyle buluşturulamamış her çocuk, insanlığın bilinç yükselişinde bir değer kaybı olarak nitelendirilebilir
İlk başlarda Tanrı'nın bedenine ait hücreler olmaktan dolayı gurur duyduk ama sonraları aslında onun kanseri olduğumuz anlaşıldı.
Tanrı zamanla kendisini oluşturan küçük bazı parçaların denetimini yitirdi. Bizler daima bölünüyor ve çoğalıyorduk.Tanrı ve doktorları bu gidişatı; yani onun nefes alışını zorlaştıran, kan dolaşımını tehlikeye
sokan tümör oluşumunu durdurmaya çalıştılar. Ancak biz hayli çetin cevizdik önümüze fırtınalar, depremler veya ve veba gibi engeller çıksa da dağılıyor, yeniden gruplaşıyor ve bu defa daha iyi bir plan yapıyorduk.Direncimiz gittikçe artıyor ve bölünmeye devam ediyorduk.